<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>OSHO Türk</title>
	<atom:link href="http://oshoturk.vuraltuna.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://oshoturk.vuraltuna.com</link>
	<description>OSHO Türk</description>
	<lastBuildDate>Thu, 22 Dec 2011 12:36:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Ego : Olduğun Halinle Mükemmelsin</title>
		<link>http://oshoturk.vuraltuna.com/2010/12/27/ego-oldugun-halinle-mukemmelsin/</link>
		<comments>http://oshoturk.vuraltuna.com/2010/12/27/ego-oldugun-halinle-mukemmelsin/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2010 13:16:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Vural Tuna</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oshoturk.net/?p=558</guid>
		<description><![CDATA[Çocukluğundan itibaren sana, &#8220;İsa gibi ol&#8221; ya da &#8220;Buda gibi ol&#8221; denildi. Fakat niçin? Niçin Buda haline gelesin? Buda hiçbir zaman sen olmadı. Buda Buda&#8217;ydı. İsa İsa&#8217;ydı. Krishna Krishna&#8217;ydı. Niçin Krishna gibi olasın? Ne yanlış yaptın? Ne günah işledin ki Krishna olasın? Tanrı asla başka bir Krishna daha yaratmadı. O asla başka bir Buda, başka [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p><a href="http://oshoturk.vuraltuna.com/wp-content/uploads/2010/12/4883_120954705069_96630305069_3325262_6738950_n.jpg.scaled500.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-559" title="Ego : Olduğun Halinle Mükemmelsin" src="http://oshoturk.vuraltuna.com/wp-content/uploads/2010/12/4883_120954705069_96630305069_3325262_6738950_n.jpg.scaled500.jpg" alt="" width="495" height="500" /></a></p>
<p>Çocukluğundan itibaren sana, &#8220;İsa gibi ol&#8221; ya da &#8220;Buda gibi ol&#8221; denildi.<br />
Fakat niçin? Niçin Buda haline gelesin? Buda hiçbir zaman sen olmadı. Buda Buda&#8217;ydı. İsa İsa&#8217;ydı. Krishna Krishna&#8217;ydı. Niçin Krishna gibi olasın? Ne yanlış yaptın? Ne günah işledin ki Krishna olasın? Tanrı asla başka bir Krishna daha yaratmadı. O asla başka bir Buda, başka bir İsa yaratmadı, asla! Çünkü o, aynı şeyleri yeniden ve yeniden yaratmayı sevmez. O bir yaratıcı, o bir üretim hattı değil &#8211; bir Ford gelir, diğer Ford, diğer Ford &#8211; Ford arabaları üretim hattından hepsi birbirinin aynı olarak iner durur.</p>
<p>Tanrı bir üretim hattı değildir. Orijinal bir yaratıcıdır: O asla aynı şeyi yaratmaz.</p>
<p>Ve aynısı değerli olmayacaktır. İsa&#8217;nın yeniden senin içine sığmaya çalıştığını bir düşün. Uymayacaktır! O modası geçmiş olacaktır, o antika olacaktır, o sadece bir müzede yararlı olacaktır, başka bir yerde değil.</p>
<p>Tanrı asla tekrar etmez. Fakat sana her zaman için başka birisi olman öğretildi. &#8220;Başka birisi ol; komşunun oğlu &#8230; komşunun oğlu gibi ol. Bak ne kadar zeki. Bak &#8230; şu kız ne kadar zarif şekilde yürüyor. Böyle ol!&#8221; Sana her zaman başka birisi gibi olman öğretilmiştir.</p>
<p>Hiç kimse sana kendin ol ve varlığına saygı duy; o Tanrı&#8217;nın bir armağanıdır dememiştir.</p>
<p>Asla taklit etme, sana söylediğim şey budur, asla taklit etme.</p>
<p>Kendin ol; bu kadarını Tanrı&#8217;ya borçlusun. İçten bir şekilde kendin ol ve o zaman özel olduğunu bileceksin. Tanrı seni çok sevdi, bu yüzden sen varsın. Her şeyden önce bu yüzden sen varsın, aksi takdirde olmazdın. Bu onun sana olan muazzam sevgisinin göstergesidir.</p>
<p>Ancak senin özel olman başka birisiyle kıyaslanamaz, bu sen komşularına, arkadaşlarına, karına, kocana kıyasla özelsin demek değildir. Sen basitçe özelsin çünkü sen teksin. Senin gibi olan tek kişi sensin. Bu saygının içinde, bu anlayışın içinde özel olmaya çalışma gayreti kaybolacaktır.</p>
<p>Senin tüm özel olma çaban bir yılana bacak takmak gibidir. Yılanı öldüreceksin. Sen düşünürsün ki &#8230; yılana olan şefkatin nedeniyle bacak takıyorsun.</p>
<p>&#8220;Zavallı yılan, bacakları olmadan nasıl yürüyecek?&#8221; Sanki yılan bir kırkayağın eline düşmüş gibi. Ve kırkayak yılana büyük bir şefkat duyarak şöyle düşünür,</p>
<p>&#8220;Zavallı yılan, benim yüz tane bacağım var, onunsa hiç yok. Nasıl yürüyecek? En azından beş tane bacağa ihtiyacı var.&#8221; Ve şayet o, ameliyatla yılana birkaç bacak takarsa yılanı öldürecektir. Yılan olduğu haliyle mükemmeldir, onun hiç bacağa ihtiyacı yoktur.</p>
<p>Sen olduğun halinle mükemmelsin. Kişinin kendi varlığına saygı duyması diye buna derim.</p>
<p>Ve kişinin kendisine saygı duymasının ego ile hiçbir ilgisi yoktur, unutma. Birisine saygı duymak kendi kendine saygı duymak değildir. Bir kimseye saygı duymak Tanrı&#8217;ya duyulan saygıdır. O yaratıcıya saygı duymaktır çünkü sen sadece bir resimsin; onun resmi. Resme saygı duyarak sen ressama saygı duyarsın.</p>
<p>Saygı duy, kabul et, fark et ve tüm bu aptalca özel olma gayreti kaybolacaktır.</p>
<div class="shr-publisher-558"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><div class='shareaholic-like-buttonset' style='float:none;height:30px;'><a class='shareaholic-fblike' data-shr_layout='button_count' data-shr_showfaces='false' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fego-oldugun-halinle-mukemmelsin%2F' data-shr_title='Ego+%3A+Oldu%C4%9Fun+Halinle+M%C3%BCkemmelsin'></a><a class='shareaholic-fbsend' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fego-oldugun-halinle-mukemmelsin%2F'></a><a class='shareaholic-googleplusone' data-shr_size='medium' data-shr_count='true' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fego-oldugun-halinle-mukemmelsin%2F' data-shr_title='Ego+%3A+Oldu%C4%9Fun+Halinle+M%C3%BCkemmelsin'></a><a class='shareaholic-tweetbutton' data-shr_count='none' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fego-oldugun-halinle-mukemmelsin%2F' data-shr_title='Ego+%3A+Oldu%C4%9Fun+Halinle+M%C3%BCkemmelsin'></a></div><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oshoturk.vuraltuna.com/2010/12/27/ego-oldugun-halinle-mukemmelsin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gizemli Sırlar : Hac Mekânlarının Simyası</title>
		<link>http://oshoturk.vuraltuna.com/2010/12/27/gizemli-sirlar-hac-mekanlarinin-simyasi/</link>
		<comments>http://oshoturk.vuraltuna.com/2010/12/27/gizemli-sirlar-hac-mekanlarinin-simyasi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2010 13:07:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Vural Tuna</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oshoturk.net/?p=554</guid>
		<description><![CDATA[Hac mekânları yaratmanın tek nedeni, herkesin içsel yolculuğuna kolaylıkla başlayabilmesini sağlamak için, bilinçli enerjilerle yüklü güçlü alanlar yaratma deneyleri yapmaktı. Bir tekneyi yürütebilmenin iki yolu vardır. Bunlardan biri yelkenleri doğru zamanda, rüzgar doğrultusunda açmak ve kürekleri kullanmak; diğeri ise yelkenleri kapalı tutup küreklerden faydalanmaktır. Hac mekânları bilinç ırmaklarının kendiliğinden aktığı yerlerdir: Senin yapman gereken tek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p style="text-align: center;"><a href="http://oshoturk.vuraltuna.com/wp-content/uploads/2010/12/2852452895_12352308b5_b.jpg.scaled1000.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-555" title="Gizemli Sırlar : Hac Mekânlarının Simyası" src="http://oshoturk.vuraltuna.com/wp-content/uploads/2010/12/2852452895_12352308b5_b.jpg.scaled1000.jpg" alt="" width="525" height="700" /></a></p>
<p>Hac mekânları yaratmanın tek nedeni, herkesin içsel yolculuğuna kolaylıkla başlayabilmesini sağlamak için, bilinçli enerjilerle yüklü güçlü alanlar yaratma deneyleri yapmaktı.<br />
Bir tekneyi yürütebilmenin iki yolu vardır. Bunlardan biri yelkenleri doğru zamanda, rüzgar doğrultusunda açmak ve kürekleri kullanmak; diğeri ise yelkenleri kapalı tutup küreklerden faydalanmaktır. Hac mekânları bilinç ırmaklarının kendiliğinden aktığı yerlerdir: Senin yapman gereken tek şey bilinç yelkenlerini açarak bu akımın ortasında durmak ve ileri doğru yolculuğuna başlamaktır.</p>
<p>Böyle yerlerde diğer yerlere ve kendi başına kat edeceğine oranla çok daha kolay ve çabuk yol alman mümkün olacaktır. Başka bir yerde fark etmeden negatif bir yere ulaşabilir ve yelkenlerini yanlış yöne doğru açarak varmak istediğin noktadan daha da uzak düşebilir ve kaybolabilirsin.</p>
<p>Örneğin olumsuz duygularla dolu &#8211; söz gelişi kasapların bütün gün hayvan kestiği &#8211; bir yerde oturmuş meditasyon yapıyorsan zihninde büyük bir mücadele ve çatışma oluşabilir. Meditasyon yaparken oldukça alıcı, açık ve savunmasız bir hale gelirsin; bu yüzden o sırada etrafında olup bitmekte olan ne varsa sana geçebilir. Bu nedenle meditasyon yaparken her zaman seni yanlış bir yere götürmeyecek bir yer seçmen gerekir. Meditasyon sırasında rahatsız edici duygular hissettiğinde veya sükûneti yakalamakta zorlandığında bulunduğun yeri değiştir. Kişi hapishanede bile meditasyon yapabilir ancak bunun için çok sağlam bir kişilik gerekir. Hapishanede meditasyon yapmana yardımcı olacak farklı yöntemler vardır; negatif güçlerin giremeyeceği bir sınır çizgisi yaratman gerekir.</p>
<p>Ama bir tirtha, yani kutsal hac mekânında, böyle bir çizgiye gerek duyulmaz. Öyle bir yerde tüm direncini bırakıp, tüm kapı ve pencerelerini tüm yönlerden açmana yardımcı olacak bir tekniğe ihtiyaç duyarsın. Orada pozitif enerji bolluk içinde akmaktadır. Yüzlerce insan bilinmeyenin içinden buralara gelmiş ve bir yol yaratmıştır. Evet, bunu bir yol olarak adlandırmak gerekir. Yaptıkları gerçekten de yolu tıkayan ağaçları kesip, çalıları temizleyerek kendi arkalarından gelenler daha kolayca ilerleyebilsin diye bir yol açmaktır. Dini yolda daha zayıf insanlara her konuda yardım etmek için gösterilen çaba daha yüksek ve daha güçlü bir bilinçten kaynaklanmaktadır. Hac mekânı da böylesine büyük bir deneydir.</p>
<p>Hac mekânı bedenden ruha doğru bir akışın gerçekleştiği, tüm atmosferin enerji yüklendiği, insanların samadhi&#8217;ye ulaşmış olduğu, yüzyıllar boyunca birçok kimsenin aydınlamayı yaşadığı yerdir. Böyle yerler gerçekten fazlasıyla enerji yüklüdür. Böyle bir yerde yalnızca yelkenlerini açman, yolculuğunun başlaması için yeterlidir.</p>
<p>Bu yüzden tüm dinler kendi hac mekânlarını oluşturmuştur. Tapınaklara karşı olan insanlar bile bunu yapmıştır. Putlara tapınmaya ve tapınaklara karşı olan dinlerin bile hac mekânları oluşturmuş olması ilgi çekicidir. Heykelsiz yapmak kolaydı ama hac mekânsız yapmak zordu çünkü hiç bir dinin karşı gelemeyeceği ya da yadsıyamıyacağı enginlikte bir değere sahiptiler.</p>
<p>Jainalar da, Müslümanlar da, Sihler de, hatta Budistler de &#8211; Budistler başlangıçta put kullanmıyordu &#8211; putlara tapmazlar. Ancak hepsi kendi kutsal hac mekânını oluşturmuştur. Buna mecburdular. Böyle yerler olmaksızın dinin de bir önemi yoktur. Böyle yerler olmasaydı her şey bireye düşecekti ve dini bir topluluğun ne amacı ne de anlamı kalmayacaktı.</p>
<p>Tirtha sözcüğü, kişinin sonsuz okyanusa atlayabileceği bir nevi tramplen anlamındadır. Jaina sözcüğü tirthankara ise böyle bir tirtha&#8217;nın; bir hac mekânın yaratıcısı anlamına gelir. Bir insanın tirthankara olarak adlandırılması için sıradan insanların girebileceği, kendini açıp içsel arayışına başlayabileceği bir enerji alanı yaratmış olması gerekir. Jainalar bu kimseleri ilahî varlıklar değil tirthankara&#8217;lar olarak adlandırır. Tirthankara ilahî varliktan daha büyük bir olgudur çünkü ilahî varlık iyi bir insan kılığına girmiştir, oysa bir insanın diğerlerinin ilahî olana ulaşabileceği bir yol açması çok daha yüce bir durumdur.</p>
<p>Jainizm bir Tanrı&#8217;ya değil, insanın içindeki potansiyele inanır. Jainalar&#8217;ın tirtha ve [i]tirthankaralardan diğer dinlerin mensuplarından daha derinlemesine faydalanabilmiş olması da bundandır. Jaina dininde Tanrı&#8217;nın rahmeti veya Tanrı&#8217;nın merhameti kavramları yer almaz. Jainalar Tanrı&#8217;nın yardım edebileceğine inanmazlar; arayan tek başınadır ve kendi çaba ve enerjisiyle yol almalıdır.</p>
<p>Ancak, bu yolculuğu sürdürebileceği iki yol vardır. İlk yolda her insan kendi teknesiyle, kendi kol kuvvetiyle, kürek çekerek yol almalıdır. Birçok insanın içinden belki bir tanesi bunu başarabilir. Oysa ikinci yolda rüzgarın yardımına başvurabilir ve yelkenlerini açarak, çok daha hızlı ve kolayca gidebilirsin.</p>
<div class="shr-publisher-554"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><div class='shareaholic-like-buttonset' style='float:none;height:30px;'><a class='shareaholic-fblike' data-shr_layout='button_count' data-shr_showfaces='false' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fgizemli-sirlar-hac-mekanlarinin-simyasi%2F' data-shr_title='Gizemli+S%C4%B1rlar+%3A+Hac+Mek%C3%A2nlar%C4%B1n%C4%B1n+Simyas%C4%B1'></a><a class='shareaholic-fbsend' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fgizemli-sirlar-hac-mekanlarinin-simyasi%2F'></a><a class='shareaholic-googleplusone' data-shr_size='medium' data-shr_count='true' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fgizemli-sirlar-hac-mekanlarinin-simyasi%2F' data-shr_title='Gizemli+S%C4%B1rlar+%3A+Hac+Mek%C3%A2nlar%C4%B1n%C4%B1n+Simyas%C4%B1'></a><a class='shareaholic-tweetbutton' data-shr_count='none' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fgizemli-sirlar-hac-mekanlarinin-simyasi%2F' data-shr_title='Gizemli+S%C4%B1rlar+%3A+Hac+Mek%C3%A2nlar%C4%B1n%C4%B1n+Simyas%C4%B1'></a></div><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oshoturk.vuraltuna.com/2010/12/27/gizemli-sirlar-hac-mekanlarinin-simyasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Meditasyon : Düşüncelerinin Gözcüsü Ol!</title>
		<link>http://oshoturk.vuraltuna.com/2010/12/27/meditasyon-dusuncelerinin-gozcusu-ol/</link>
		<comments>http://oshoturk.vuraltuna.com/2010/12/27/meditasyon-dusuncelerinin-gozcusu-ol/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2010 13:06:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Vural Tuna</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Meditasyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oshoturk.net/?p=551</guid>
		<description><![CDATA[Meditasyon demek gözlemek demektir.. Kendimiz dahil herşeyi gözlemek&#8230; Tanık olmak&#8230;. Meditasyon büyük çaba gerektirir. O çetindir, o bir zirve mücadelesidir. Meditayonun dışında kalmak ise çok kolaydır diğer taraftan. Onun için herhangi bir çaba sarf etmen gerekmez, sen halihazırda meditasyonun dışındasın, zaten herkes bu şekilde doğar. Ancak meditatif olabilmek gerçekten büyük cesaret ister, büyük azim ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p><a href="http://oshoturk.vuraltuna.com/wp-content/uploads/2010/12/Smiles_by_Naxtrico.jpg.scaled500.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-552" title="Meditasyon : Düşüncelerinin Gözcüsü Ol!" src="http://oshoturk.vuraltuna.com/wp-content/uploads/2010/12/Smiles_by_Naxtrico.jpg.scaled500.jpg" alt="" width="500" height="375" /></a></p>
<p>Meditasyon demek gözlemek demektir.. Kendimiz dahil herşeyi gözlemek&#8230; Tanık olmak&#8230;.<br />
Meditasyon büyük çaba gerektirir. O çetindir, o bir zirve mücadelesidir. Meditayonun dışında kalmak ise çok kolaydır diğer taraftan. Onun için herhangi bir çaba sarf etmen gerekmez, sen halihazırda meditasyonun dışındasın, zaten herkes bu şekilde doğar. Ancak meditatif olabilmek gerçekten büyük cesaret ister, büyük azim ve kararlılık gerektirir, büyük sabır gerektirir çünkü zihnin ötesine geçebilmek bilinen en karmaşık olaydır.</p>
<p>Bizler zihnin haricinde hiçbir şey bilmiyoruz. Hatta onun ötesine geçmeyi düşündüğümüzde dahi bunu tasarlayan yine zihnin kendisidir. Öyleyse, zihin nasıl olup da kendisinin ötesine geçebilir? &#8211; karmaşıklık işte buradadır.</p>
<p>Bu noktada yardımcı olan çok önemli metod ve araçlar vardır ve bunların hepsi de dolaylı yollardır. Meditasyonu zorlayamazsın. Zorlayıcı herhangi bir şey zihnin kendi ürününden başka bir şey olmayacaktır.</p>
<p>Zihin zorlayıcıdır. Zihin Nazidir, faşisttir, vahşidir. Bundan dolayıdır ki, meditasyon sadece zihin tamamen devreden çıktığında, herhangi bir zorlama olmaksızın, doğal olarak ve kendiliğinden gelir. Ve buradaki araç, kullanılabilecek en büyük araç gözlemektir.</p>
<p>Sadece düşüncelerini gözle. Zamanın olduğu her an gözlerini kapatıp, zihninin perdesinden geçen düşüncelerini, arzularını, anılarını seyret. Ve tamamen kayıtsız kal.</p>
<p>Bu doğru, bu yanlış diye hükümler verme. Hüküm verdiğin an olayın içine atlamışsın demektir. &#8220;Bu doğru, iyi, haklı vs.&#8221; dediğinde bir şeyi seçmiş olursun ki seçim yaptığın o andan itibaren onunla özdeşleşir ve ona bağlanırsın. Onun gitmesini istemez, kendin için saklamak istersin. Ve bir şeyin kötü olduğunu düşündüğünde de, onu uzaklaştırmak, ondan kaçınmak istersin. Hatta onu zihninin perdesinde dahi görmek istemezsin ve onunla savaşmaya, mücadele etmeye başlarsın ki o andan itibaren artık gözcülüğün unutulmuş, sona ermiştir.</p>
<p>Sadece bir gözcü ol: birisi ırmağın kıyısına oturur ve onun akışını seyreder. Gerçekten onu seyretmek dışında yargılanacak söylenebilecek hiçbir şey yoktur. Ve kişi yeterince sabır gösterirse, trafik ağır ağır azalır, gittikçe daha az düşünce perdeye yansır ve sonunda kendisini boş bir perdeye bakarken bulur.</p>
<p>Bunlar hayatın en değerli anlarıdır, düşüncelerin olmadığı bu anlarda orada sadece sen varsın. İzleyen, gören; ortada görecek hiçbir şey olmadan oradadır. Bunlar saflık ve masumiyet anlarıdır, bunlar kutsal olarak adlandırılabilecek anlardır. Onlar artık insana ait değildirler. Bu anlarda insanlığı aşmışsındır.</p>
<p>Yavaş yavaş bu anlar artar, artar. Ve bir gün öylesine sıradan bir iş olur ki, istediğin her an düşüncenin olmadığı bu alana girebilirsin. Tamamen farkında ve düşünceler olmaksızın &#8211; işte bu meditasyondur.</p>
<p>Ve bu seni bütün esaretlerinden kurtarabilecek yegane şeydir, o sana barışı ve mutluluğu ve Tanrıyı ve gerçeği getirir.</p>
<div class="shr-publisher-551"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><div class='shareaholic-like-buttonset' style='float:none;height:30px;'><a class='shareaholic-fblike' data-shr_layout='button_count' data-shr_showfaces='false' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fmeditasyon-dusuncelerinin-gozcusu-ol%2F' data-shr_title='Meditasyon+%3A+D%C3%BC%C5%9F%C3%BCncelerinin+G%C3%B6zc%C3%BCs%C3%BC+Ol%21'></a><a class='shareaholic-fbsend' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fmeditasyon-dusuncelerinin-gozcusu-ol%2F'></a><a class='shareaholic-googleplusone' data-shr_size='medium' data-shr_count='true' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fmeditasyon-dusuncelerinin-gozcusu-ol%2F' data-shr_title='Meditasyon+%3A+D%C3%BC%C5%9F%C3%BCncelerinin+G%C3%B6zc%C3%BCs%C3%BC+Ol%21'></a><a class='shareaholic-tweetbutton' data-shr_count='none' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fmeditasyon-dusuncelerinin-gozcusu-ol%2F' data-shr_title='Meditasyon+%3A+D%C3%BC%C5%9F%C3%BCncelerinin+G%C3%B6zc%C3%BCs%C3%BC+Ol%21'></a></div><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oshoturk.vuraltuna.com/2010/12/27/meditasyon-dusuncelerinin-gozcusu-ol/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tantra : Bütün Parçaların Toplamından Büyüktür</title>
		<link>http://oshoturk.vuraltuna.com/2010/12/27/tantra-butun-parcalarin-toplamindan-buyuktur/</link>
		<comments>http://oshoturk.vuraltuna.com/2010/12/27/tantra-butun-parcalarin-toplamindan-buyuktur/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2010 12:54:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Vural Tuna</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oshoturk.net/?p=548</guid>
		<description><![CDATA[Hiçbir şey varoluşu tanımlayamaz, çünkü her şey onun içindedir ve o her şeyden büyüktür. O tüm parçaların bir araya konulmasından daha fazladır. Bunun anlaşılması gerekir. bu Tantra&#8217;nın tavırlarından biridir. Bir güle bakıyorsun. Bir kimyagere gidebilirsin; gülü analiz eder ve sana hangi öğelerden oluştuğunu söyler- hangi maddeden, hangi kimyasallardan, hangi renklerden. Onu tahlil edebilir. Fakat eğer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p><a href="http://oshoturk.vuraltuna.com/wp-content/uploads/2010/12/Coloured_by_lazy_lullaby.jpg.scaled500.jpg"><img src="http://oshoturk.vuraltuna.com/wp-content/uploads/2010/12/Coloured_by_lazy_lullaby.jpg.scaled500.jpg" alt="" title="Tantra : Bütün Parçaların Toplamından Büyüktür" width="500" height="660" class="aligncenter size-full wp-image-549" /></a></p>
<p>Hiçbir şey varoluşu tanımlayamaz, çünkü her şey onun içindedir ve o her şeyden büyüktür. O tüm parçaların bir araya konulmasından daha fazladır. Bunun anlaşılması gerekir. bu Tantra&#8217;nın tavırlarından biridir.<br />
Bir güle bakıyorsun. Bir kimyagere gidebilirsin; gülü analiz eder ve sana hangi öğelerden oluştuğunu söyler- hangi maddeden, hangi kimyasallardan, hangi renklerden. Onu tahlil edebilir. Fakat eğer &#8221;bunun güzelliği nerede?&#8221; diye sorarsan omuzlarını silkecektir. Şöyle diyecektir, &#8221;burada hiçbir güzellik bulamadım. Benim tüm bulabildiğim bu: bu kadar renk, bu kadar madde, bu kadar kimyasal. Hepsi bu. Ve hiçbir şeyi atlamadım, dışarıda hiçbir şey kalmadı. Tartabilirsin: bunlar gülle aynı ağırlıkta. Onun için dışarıda hiçbir şey kalmadı. O zaman aldanmış olmalısın; bu güzellik senin yansıtman olmalı.&#8221;</p>
<p>Tantra der ki: güzellik vardır, fakat güzellik bir araya konulmuş tüm parçalardan daha fazlasıdır. Bütün parçaların toplamından fazladır. Bu büyük önemi olan tantra tavırlarından biridir. Güzellik onu oluşturan şeylerden daha fazlasıdır.</p>
<p>Ya da sevinçle kıkırdayarak ağzından kabarcıklar çıkartan küçük bir bebek- yaşam oradadır. Küçük bebeği tahlil et, bebeği cerrahın masasına koy; tahlilden sonra ne bulursun? Ne kabarcıklar çıkartan sevinç, ne kıkırdamalar, ne kahkahalar kalır. Hiçbir masumiyet bulunmaz, hiçbir yaşam bulunmaz. Bebeği kestiğin an bebek gider, yaşam gider. Fakat cerrah hiçbir şeyin kalmadığında ısrar eder. Tartabilirsin; parçalar bebeğin ağırlığındadır. Geride hiçbir şey kalmamıştır, bu aynı bebektir- fakat annesini bunun aynı bebek olduğuna ikna edebilir misin? Bunun aynı bebek olduğuna sen ikna olabilir misin? Ve eğer çocuk cerrahın olsaydı o da masada yatan ölü uzuvlarıyla bunun aynı bebek olduğuna ikna olabilir miydi?</p>
<p>Bir şey kayboldu. Belki bu bir şey tartılamaz, belki tartılamayan bir şeydir bu. Belki bu bir şey fiziksel değildir, maddi değildir, fakat bir şey gitmiştir. Bebek artık dans edemeyecektir, yemek yiyip uyuyamayacak, ağlayamayacak, sevip kızamayacaktır; bir şey gitmiştir.</p>
<p>Tantra der ki: toplam olan bütün değildir. Parçaların toplamı bütün değildir. Bütün parçaların toplamından daha fazlasıdır. Ve bu daha fazlalıkta yaşam deneyimi vardır.</p>
<div class="shr-publisher-548"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><div class='shareaholic-like-buttonset' style='float:none;height:30px;'><a class='shareaholic-fblike' data-shr_layout='button_count' data-shr_showfaces='false' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Ftantra-butun-parcalarin-toplamindan-buyuktur%2F' data-shr_title='Tantra+%3A+B%C3%BCt%C3%BCn+Par%C3%A7alar%C4%B1n+Toplam%C4%B1ndan+B%C3%BCy%C3%BCkt%C3%BCr'></a><a class='shareaholic-fbsend' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Ftantra-butun-parcalarin-toplamindan-buyuktur%2F'></a><a class='shareaholic-googleplusone' data-shr_size='medium' data-shr_count='true' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Ftantra-butun-parcalarin-toplamindan-buyuktur%2F' data-shr_title='Tantra+%3A+B%C3%BCt%C3%BCn+Par%C3%A7alar%C4%B1n+Toplam%C4%B1ndan+B%C3%BCy%C3%BCkt%C3%BCr'></a><a class='shareaholic-tweetbutton' data-shr_count='none' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Ftantra-butun-parcalarin-toplamindan-buyuktur%2F' data-shr_title='Tantra+%3A+B%C3%BCt%C3%BCn+Par%C3%A7alar%C4%B1n+Toplam%C4%B1ndan+B%C3%BCy%C3%BCkt%C3%BCr'></a></div><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oshoturk.vuraltuna.com/2010/12/27/tantra-butun-parcalarin-toplamindan-buyuktur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Üç Kuantum Sıçrayışı</title>
		<link>http://oshoturk.vuraltuna.com/2010/12/27/uc-kuantum-sicrayisi/</link>
		<comments>http://oshoturk.vuraltuna.com/2010/12/27/uc-kuantum-sicrayisi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2010 12:53:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Vural Tuna</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oshoturk.net/?p=545</guid>
		<description><![CDATA[Her iki devrim de kaybedildi. Benim yaptığımın kaybolmamasını isterim. Bu yüzden geçmişte devrimin devam etmesine, sürmesine engel olan her şeyden kurtulunması için olası her yolu deniyorum. Ben birey ile varoluş arasında kimsenin durmasını istemiyorum. Dua yok, rahip yok; gündoğumu ile yüzleşmek için sen yetersin, gündoğumunun ne kadar güzel olduğunu senin için yorumlayacak kimseye ihtiyacın yok. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p style="text-align: center;"><a href="http://oshoturk.vuraltuna.com/wp-content/uploads/2010/12/Let_s_Go_Home_by_jordynrenee.jpg.scaled1000.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-546" title="Üç Kuantum Sıçrayışı" src="http://oshoturk.vuraltuna.com/wp-content/uploads/2010/12/Let_s_Go_Home_by_jordynrenee.jpg.scaled1000.jpg" alt="" width="560" height="420" /></a></p>
<p>Her iki devrim de kaybedildi. Benim yaptığımın kaybolmamasını isterim. Bu yüzden geçmişte devrimin devam etmesine, sürmesine engel olan her şeyden kurtulunması için olası her yolu deniyorum. Ben birey ile varoluş arasında kimsenin durmasını istemiyorum. Dua yok, rahip yok; gündoğumu ile yüzleşmek için sen yetersin, gündoğumunun ne kadar güzel olduğunu senin için yorumlayacak kimseye ihtiyacın yok.<br />
Dine kuantum sıçrayışı getirmekle ilgili itibar Gautama Buda&#8217;dan yirmi beş yüzyıl önce, ilk defa Tanrı&#8217;sız bir din vaaz eden Adinatha&#8217;ya kadar uzanır. Bu muazzam bir devrimdi, çünkü tüm dünyadaki hiçbir yerde dinin Tanrı olmadan var olabileceği düşünülememişti.</p>
<p>Tanrı tüm dinlerin esas kısmı -merkezi&#8211; olmuştur: Hıristiyanlık, Yahudilik, Müslümanlık. Ama Tanrı&#8217;yı dinin merkezi yapmak insanı yalnızca çeper kılar. Tanrı&#8217;yı dünyanın yaratıcısı olarak düşünmek insanı yalnızca bir kukla kılar.</p>
<p>İşte bu yüzden İbranca&#8217;da, Yahudiliğin dilinde, insana Adem denir. Adem &#8220;çamur&#8221; demektir. Arapça&#8217;da insana admi denir; adem ile aynı köktendir ve Yine &#8220;çamur&#8221; anlamına gelir. Genel olarak Hıristiyanlığın dili haline gelen İngilizce&#8217;de human sözcüğü humus&#8217;tan gelir ve humus &#8220;çamur&#8221; demektir. Doğal olarak, eğer Tanrı yaratıcıysa, bir şey kullanarak yaratmak zorundadır. insanı bir heykel gibi yapmalıdır, böylece ilk önce insanı çamurdan yapar, sonra içine can üfler. Ama eğer böyleyse, insan tüm vakarı kaybeder.</p>
<p>Ve eğer Tanrı insanın ve başka her şeyin yaratıcısı ise, tüm fikir tuhaftır. Tanrı insanı ve evreni yapmadan önce, ezelden beri ne yapıyordu? Hırıstiyanlığa göre insanı İsa Mesih&#8217;ten yalnızca 4004 yıl önce yarattı. O zaman ezelden beri ne yapıyordu? Bu tuhaf geliyor. Bir sebep olmamalı, çünkü Tanrı&#8217;nın varoluşu yaratmak için bir sebebi olması, Tanrı&#8217;dan daha yüksek güçler olması, onu yaratmaya götüren sebepler olması demek. Ya da içinde aniden bir arzu doğmuş olması olasılığı var -bu da pek filozofça gelmiyor, çünkü ezelden beri arzusuzdu- ve arzusuz olmak mutlu olmaktır. Ezeli mutluluk deneyiminden, Tanrı&#8217;nın</p>
<p>içinde dünyayı yaratmak için bir arzu yükseldiğini hayal etmek imkansız . Arzu arzudur , bir ev yapmak istesen de , başbakan olmak istesen de, dünyayı yaratmak istesen de, Tanrı&#8217;nın arzulara sahip olması düşünülemez bu yüzden geriye kalan tek şey kapris, egzantrikliktir .</p>
<p>Ama tüm bu varoluş sırf kapris yüzünden yaratıldıysa, tüm önemini kaybeder. Ve yarın Tanrı&#8217;nın içinden tüm evreni çözmek için bir başka kapris yükselebilir . Bu yüzden tüm güçlere sahip, ama aklıbaşında olmayan kaprisli , diktatör bir Tanrı&#8217;nın ellerinde basit kuklalarız .</p>
<p>Adinatha çok derin meditasyon yapan, derin derin düşünmeyi seven biri olmalı. Bir Tanrı varken dünyanın hiçbir anlamı olmadığı sonucuna varmış olmalı. Dünyada anlam istiyorsak , Tanrı&#8217;dan kurtulmamız gerek .Büyük cesarete sahip bir adam olmalı .İnsanlar hala kiliselerde, sinagoglarda, tapınaklarda tapınıyor; ama o adam, Adinatha, bizden beş bin yıl önce çok açık bilimsel bir sonuca vardı: İnsandan daha yüksek hiçbir şey yoktur, gerçekleşecek her evrim insanın içinde ve bilincinde olacaktır.</p>
<p>Adinatha, Jainizm&#8217;deki yirmi dört ustanın ilkidir ve ilk kuantum sıçrayışı budur &#8211; Tanrı&#8217;dan kurtulunmuştur. İtibar Buda&#8217;ya ait değildir, çünkü Buda Adinatha&#8217;dan yirmi beş yüzyıl sonra gelmiştir. Ama Buda&#8217;ya bir başka itibar aittir &#8211; Adinatha, Tanrı&#8217;dan kurtulmuştur, ama onun yerine meditasyon koyamamıştır. Tam tersine, çilecilik, sadelik, bedene eziyet etmeyi yaratmıştır &#8211; oruç, çıplak kalma, günde yalnızca bir kez yemek yeme, geceleyin hiçbir şey içmeme, yememe, yalnızca belli yiyecekleri yeme. Çok güzel bir felsefi sonuca varmıştır, ama anlaşılan sonuç yalnızca felsefiymiş, meditasyonla ilgisi yokmuş.</p>
<p>Tanrı&#8217;dan kurtulduğun zaman hiçbir ayinin olamaz, tapınamazsın, dua edemezsin; yerine bir şey konulmalıdır. 0 sadelik koymuştur, çünkü dinin merkezi insan olmuştur ve insanın kendini arındırması gerekir. Onun fikrine göre arındırmak insanın kendini dünyadan, kendi bedeninden uzaklaştırması demekti. Bu her şeyi çarpıttı. O çok önemli bir sonuca vardı, ama bu yalnızca felsefi bir kavram olarak kaldı.</p>
<p>Adinatha, Tanrı&#8217;dan kurtuldu, ama bir boşluk bıraktı ve Buda o boşluğu meditasyonla doldurdu. Adinatha tanrısız bir din yaptı, Buda meditasyona dayalı bir din yaptı. Buda&#8217;nın katkısı meditasyondur. Asıl nokta bedene eziyet etmek değildir; asıl nokta daha sessiz olmak, daha gevşemiş olmak, daha huzurlu olmaktır. İnsanın kendi bilincinin merkezine ulaşması içsel bir yolculuktur ve insanın kendi bilincinin merkezi tüm varoluşun merkezidir.</p>
<p>Yirmi beş yüzyıl daha geçti. Nasıl Adinatha&#8217;nın devrimci tanrısı din kavramı sadelikler, kendi kendine eziyet içinde kaybolduysa , Buda&#8217;nın meditasyon fikri -içsel, başka hiç kimsenin göremediği bir şey; nerede olduğunu yalnızca sen bilirsin, ilerleyip ilerlemediğini yalnızca sen bilirsin- bir başka çölde kayboldu ve o çöl organize dindir.</p>
<p>Din, meditasyon yapsalar da yapmasalar da, bireylere tek tek güvenilemeyeceğini söyler. Topluluklara, ustalara, birlikte yaşayabilecekleri manastırlara ihtiyaç vardır. Daha yüksek bir bilinç seviyesinde olanlar diğerlerine göz-kulak olabilir, onlara yardım edebilir. Dinlerin bireylerin ellerine bırakılmaması şarttır; organize edilmeli, daha yüksek bir meditasyon noktasına erişenlerin ellerine bırakılmalıdırlar. Başlangıçta bu iyiydi; Buda hayattayken kendi kendini fark edişe, aydınlanmaya ulaşan pek çok insan oldu Ama Buda öldükten, bu insanlar öldükten sonra insanların meditasyon yapmasına yardım etmesi için yaratılmış organizasyonlar rahipliğin eline düştü ve onlar senin meditasyon yapmana yardım etmek yerine Buda imgesi çevresinde ayinler yaratmaya başladı. Buda bir başka tanrı oldu.</p>
<p>Adinatha, Tanrı&#8217;dan kurtuldu, Buda Tanrı&#8217;nın var olduğunu hiç kabul etmedi &#8211; ama bu rahiplik tanrı olmadan var olamaz. Bu yüzden yaratıcı olan bir tanrı olmayabilir, ama Buda tanrılığa erişti. Başkaları için tek şey Buda&#8217;ya tapınmaktır, Buda&#8217;ya iman etmektir, Buda&#8217;nın ilkelerini takip etmek, yaşamı onun doktrinine göre yaşamaktır; Buda organizasyonun içinde, imitasyonun içinde kayboldu. Ve hepsi temel şeyi unuttu ve bu meditasyondu.</p>
<p>Benim tüm çabam dinsiz bir din yaratmaktır. Tanrı&#8217;yı merkez alan dinlere ne olduğunu gördük. Adinatha&#8217;nın devrimci kavramına, tanrısız dine ne olduğunu gördük. Buda&#8217;ya, Tanrısız organize dine ne olduğunu gördük.</p>
<p>Artık benim çabam, Tanrı&#8217;yı yok ettikleri gibi, dini de yok etmek. Geriye yalnızca meditasyonu bırak, böylece hiçbir şekilde unutulamasın. Onun yerine koyacak hiçbir şey yoktur. Tanrı yoktur, din yoktur. Din derken organize doktrini, amentüyü, ayini, rahipliği kastediyorum .</p>
<p>İlk defa dinin tamamen bireysel olmasını istiyorum. Çünkü Tanrılı ya da Tanrısız, tüm organize dinler insanlığı yanlış yönlendirmiştir. Ve tek amaç organizasyon olmuştur, çünkü organizasyonun kendi yöntemleri vardır ve bunlar meditasyona karşıdır. Organizasyon gerçekte politik bir olgudur, dindarca değildir. Bu bir başka güç yöntemidir, güç iradesidir. Artık her Hıristiyan rahip bir gün en azından bir piskopos, bir kardinal, bir papa olmayı ummaktadır. Yeni hiyerarşi, yeni bürokrasi budur &#8211; ve spiritüel olduğu için kimse itiraz etmez. Bir piskopos olabilirsin, bir papa olabilirsin, herhangi bir şey olabilirsin. Buna itiraz edilmez, çünkü kimsenin hayatına engel olmayacaksındır; bu yalnızca soyut bir fikirdir.</p>
<p>Benim çabam rahipliği tamamen yok etmektir. O Tanrı ile kaldı, tanrılı dinle kaldı; artık tek yol Tanrı&#8217;dan ve dinden aynı anda kurtulmamız, böylece rahiplik olasılığı kalmaz. 0 zaman insan tamamen Özgür, tamamen kendi büyümesinden sorumlu olur.</p>
<p>Ben şöyle hissediyorum: İnsan kendi büyümesinden ne kadar sorumlu olursa, onu fazla ertelemesi de o kadar güç olur. Çünkü bu, üzüntülüysen, sorumlunun sen olduğun anlamına gelir. Gerginsen, sen sorumlusun. Gevşemiş değilsen, sen sorumlusun. Acı çekiyorsan, sebebi sensin. Tanrı yok, gidip bir ayin isteyebileceğin bir rahiplik yok. Üzüntün ile başbaşasın &#8211; ve kimse üzgün olmak istemez.</p>
<p>Rahipler sana uyuşturucu verip durur, sana umut verirler: &#8221; Endişelenme, bu yalnızca inancının, güveninin sınanması. Ve bu üzüntüyü yaşarsan, sessizce, sabırla acı çekersen, diğer dünyada, ölümün ötesinde muazzam ödüller alacaksın.&#8221; Rahiplik yoksa, her ne isen, ondan senin sorumlu olduğunu anlamalısın &#8211; başka kimse değil. Ve &#8220;Üzüntümden ben sorumluyum&#8221; hissi kapıyı açar. Sonra bu sefil durumdan kurtulmak için yöntemler, yollar aramaya başlarsın.</p>
<p>Ve meditasyon budur. Üzüntünün, acının, ıstırabın, endişenin tam zıddıdır. O bir huzur, benliğinin mutlulukla çiçeklenmesi durumudur, öyle sessiz, öyle zamansızdır ki, daha iyi herhangi bir şeyin olabileceğini düşünemezsin. Ve meditasyon halindeki bir zihinden daha iyi bir şey yoktur.</p>
<p>Üç kuantum sıçrayışının şunlar olduğu söylenebilir:</p>
<p>Adinatha, Tanrı&#8217;dan kurtuldu, çünkü Tanrı&#8217;nın insanın üzerinde büyük ağırlık oluşturduğunu, insanın büyümesine yardım etmek yerine bir yük haline geldiğini anladı. Ama onun yerine bir şey koymayı unuttu. İnsanın üzüntülü anlarında, acısının içinde bir şeye ihtiyacı var. Tanrı&#8217;ya dua ederdi -sen Tanrı&#8217;yı aldın, duasını götürdün ve şimdi üzüntülü, ne yapacak? Jainizm&#8217;de meditasyonun yeri yoktur.</p>
<p>Tanrı&#8217;nın bırakıldığını ve boşluğun doldurulması gerektiğini kavrayan Buda&#8217;nın algı yeteneği oldu; aksi halde boşluk insanı yok eder. Onun yerine meditasyonu koydu hakiki bir şey, tüm benliği değiştirebilecek bir şey. Ama hiçbir tür organizasyon olmaması gerektiğinin, rahiplik olmaması gerektiğinin, Tanrı gittiğine göre dinin de gitmesi gerektiğinin farkında değildi &#8211; belki farkına varamıyordu, çünkü gerçekleşmediği sürece farkına varmadığın şeyler vardır. Ama Buda affedilebilir, çünkü bu konuda düşünmemişti ve onun görmesine yardımcı olacak bir geçmiş yoktu. Bu ondan sonra geldi.</p>
<p>Asıl sorun rahipti ve Tanrı rahibin icadıdır. Rahipten kurtulmadığın sürece Tanrı&#8217;yı bırakabilirsin, ama rahip hep yeni ayinler bulacak, yeni tanrılar yaratacaktır.</p>
<p>Benim çabam seni, sen ile varoluş arasında aracı olmadan meditasyonla başbaşa bırakmak. Meditasyon içinde değilken varoluştan ayrısın ve senin acın bu. Balığı okyanustan çıkarmak ve kıyıya fırlatmakla aynı şey &#8211; yaşadığı acı, üzüntü, eziyet, okyanusa ulaşma özlemi ve çabası, çünkü ait olduğu yer orasıdır, o okyanusun parçasıdır ve ayrı kalamaz. Her acı varoluş ile bir olmadığına, balığın okyanusta olmadığına işaret eder.</p>
<p>Meditasyon, sen ile varoluş arasında duvar yaratan tüm sınırları kaldırmaktan başka bir şey değildir düşünceler, duygular, duygulanımlar. Onlar yok olduğu an aniden kendini bütün ile ahenk içinde bulursun; yalnızca ahenk içinde değil, bütün olduğunu fark edersin. Bir çiy damlası lotus yaprağından okyanusa kaydığı zaman okyanusun parçası olduğunu fark etmez, okyanus olduğunu fark eder. Ve nihai amaç, nihai fark ediş bulmaktır. Ötesinde hiçbir şey yoktur.</p>
<p>Bu yüzden Adinatha Tanrı&#8217;dan kurtuldu, ama organizasyondan kurtulmadı ve Tanrı olmadığı için organizasyon ayinler yarattı. Jainizm&#8217;e ne olduğunu, onun ayinciliğe dönüştüğünü gören Buda Tanrı&#8217;dan kurtuldu, tüm ayinlerden kurtuldu ve sabit fikirlilikle meditasyon konusunda ısrar etti. Ama Jainizm&#8217;de ayinleri yaratan rahiplerin aynısını meditasyona da yapacağını unuttu. Ve yaptılar da,</p>
<p>Buda&#8217;nın kendisini Tanrı yaptılar. Meditasyondan bahsediyorlar, ama Budistler temel olarak Buda&#8217;ya tapınırlar -tapınağa giderler ve Krişna ya da İsa yerine bir Buda heykeli vardır. Tanrı orada değildi, ayin yapmak güçtü- meditasyon çevresinde ayin güçtür. Bir heykel yarattılar ve tüm dinlerin yapageldiği gibi, &#8220;Buda&#8217;ya iman edin, Buda&#8217;ya güvenin, kurtulursunuz.&#8221; demeye başladılar.</p>
<p>Her iki devrim de kaybedildi. Benim yaptığımın kaybolmamasını isterim. Bu yüzden geçmişte devrimin devam etmesine, sürmesine engel olan her şeyden kurtulunması için olası her yolu deniyorum. Ben birey ile varoluş arasında kimsenin durmasını istemiyorum. Dua yok, rahip yok; gündoğumu ile yüzleşmek için sen yetersin, gündoğumunun ne kadar güzel olduğunu senin için yorumlayacak kimseye ihtiyacın yok.</p>
<p>Sen buradasın, her birey burada, tüm varoluş mümkün. Tek ihtiyacın sessiz olmak ve varoluşu dinlemek. Hiçbir dine ihtiyaç yok, hiçbir Tanrı&#8217;ya ihtiyaç yok, hiçbir rahipliğe ihtiyaç yok, hiçbir organizasyona ihtiyaç yok.</p>
<p>Ben kesinlikle bireye güveniyorum. Şimdiye dek kimse bireye bu şekilde güvenmedi. Böylece her şey kalktı. Artık sana kalan tek şey bir meditasyon durumu ve bu mutlak sessizlik durumu demek. Meditasyon sözcüğü onun daha ağır görünmesine sebep oluyor. Ona basitçe, masumca sessizlik demek daha iyi ve varoluş tüm güzelliklerini sana açar.</p>
<p>Ve o büyümeye devam ederken sen de büyürsün ve bir an gelir , potansiyelinin zirvesine ulaşırsın. Ona budalık, aydınlanma , bhagwatta, tanrısallık, ne demek istersen diyebilirsin onun adı yoktur bu yüzden her isim olabilir.</p>
<p>Erkek : Dini Koşullanmalardan Kurtulmak?</p>
<p>SORU: Bir Katolik olarak o kadar çok koşullandırıldım ki kendim için hiç umut göremiyorum: Yine de bana yardım edebilir misiniz?</p>
<p>OSHO: Katolik ya da komünist, Müslüman ya da Maocu, Jaina ya da Yahudi hiç fark etmez, hepsi aynıdır.</p>
<p>Elbette Katolikler bu işi Hindulardan daha sistematik bir şekilde, daha bilimsel bir şekilde yapar. Onlar insanları koşullandırmak için büyük bir uzmanlık geliştirmişlerdir. Ancak tüm dinler az ya da çok bunu yapar, her toplum bunu kendi yöntemiyle yapıyor: Herkes koşullanır.</p>
<p>Doğduğun an, ilk nefesinden itibaren koşullanma başlar; bu kaçınılmazdır. Ebeveynler seni koşullandıracaktır. Oyun oynadığın çocuklar seni koşullandıracaktır. Komşular, okul, kilise, devlet seni koşullandıracaktır. Ve bilinçli olarak çok fazla koşullanma yapılmıyor ama bilinçaltı olarak çocuk sürekli bir şekilde bunu biriktirmeye devam ediyor. Çocuk taklit ederek öğrenir.</p>
<p>Bu yüzden endişelenme, dünyadaki normal hal budur: Herkes koşullanmıştır. Ve herkes koşullanmanın dışına çıkmak zorundadır. Bu zordur. Bu elbiselerini çıkarmak gibi değildir; bu derinin yüzülmesi gibidir. Bu zordur, bu çetindir çünkü biz koşullanmamızla özdeşleşmiş durumdayız. Biz kendimizi sadece Katolikler, komünistler, Hindular, Müslümanlar, Hıristiyanlar olarak biliyoruz. Ve koşullanmayı bırakmakla ilgili en büyük korku, bir kimlik bunalımına düşebileceğindir.</p>
<p>Koşullanmayı bırakmak zordur çünkü bu senin tüm geçmişin, zihnin, egondur. Seni sen yapan her şeydir. Ancak eğer hazırsan, eğer cesursan, eğer benimle birlikte gelecek kadar yürekliysen mümkündür, o mümkündür. Bu pek çok insanın başına geldi. Bu oluşumun parçası ol, bir izleyici olma. Dansa katıl!</p>
<p>Benim davetim herkes içindir, benim davetim koşulsuzdur.<br />
Hangi koşullanmaya sahip olursan ol bırakılabilir çünkü o sana dışardan dayatılmıştır ve o sana dışardan dayatılmış olduğu için yine dışarıdan, o senden alınabilir.</p>
<p>Sana Tanrı&#8217;yı veremem, sana hakikati veremem, manevi özünü sana veremem ama üzerine yığılmış olan çöplüğü uzaklaştırabilirim. Ve bir kez bu çöplük kaldırıldığında, Tanrı senin içinde canlı hale gelmeye başlar. Bir kez tüm bu engeller kaldırıldığında, hayatının baharı akmaya başlar, masumiyete yeniden kavuşulur.</p>
<p>Yeniden kavuşulan masumiyet, yeniden kavuşulan cennettir; sen yeniden cennet bahçesine girersin.</p>
<p>Modern insan geçmiş yüzünden acı çekiyor; modern insan, sözde dini vaizlerin söyleyip durdukları kendi günahlarından acı çekiyor. Sen asırların günahı yüzünden acı çekiyorsun.ancak artık bazı şeyler ayyuka çıktı. İnsan dağılıyor. Şimdiye kadar bir şekilde kendimizi bir arada tutmayı başardık ancak artık bazı şeyler öyle bir raddeye vardı ki ya insan bütünüyle değişecek ve hayata bakışı tamamıyla değişecek ya da insan intihar etmek zorunda kalacak.</p>
<p>Şayet geçmişi izlersen, o zaman küresel bir intiharın eşiğindesin. Ve senin siyasi liderlerinin yapmaya çalıştığı şey budur: Atom bombaları, hidrojen bombaları, süper hidrojen bombaları; bombalar üzerine bombalar yığıyorlar. Şimdiden gereğinden fazlasına sahipler. Aslında sadece on yıl önce her insanı yedi kez öldürmeye yetecek kadar kapasiteleri vardı. On yıl önce, bir insanın sadece bir kez ölebilmesine rağmen -onu iki kez öldürmene gerek yok, bu gereksiz olacaktır- bu dünyayı yedi kez yok etmeye hazırdılar. Fakat bazı insanların hayatta kalması durumunda politikacılar bununla ilgilenmek zorunda: Onlar mükemmel planlar yapıyor. Ama bu on yıl önceki durumdu.</p>
<p>Artık, şaşıracaksın, onlar bu dünyayı yedi yüz kez yok edebilirler: Her bir insan yedi yüz kez öldürülebilir. Artık bu kadarı çok fazladır ve kesinlikle gereksizdir. Yedi tamamdır; birkaç üçkâğıtçı insan ölmeyebilir. Fakat yedi yüz kez? Ve hâlâ yarış devam ediyor. Yoksul ülkeler bile yarışa katılmak için can atıyorlar; açlık çekiyorlar ama atom bombası istiyorlar. Açlıktan ölüyorlar! Ama insanları öldürmek ve yok etmek için daha çok güç istiyorlar.</p>
<p>Sadece kuş bakışı bir görüş ve dünyanın küresel bir intihara, bütünsel bir yok oluşa, tam bir savaşa hazırlandığını görebilirsin. Ve yeniden hatırla. Bunun modern insanla hiçbir alakası yoktur.</p>
<p>Modern insan sadece tüm geçmişin bir kurbanıdır. Ve din adamları modern insanda yanlış bir şey olduğunu söyleyip duruyor ve onlar geçmişi yüceltip duruyorlar.</p>
<p>Modern insan tüm geçmişin bir yan ürünüdür! Hıristiyan, Müslüman, Hindu, Budist: Her türden kültür bu duruma katkıda bulunmuştur. Onlar sorumludur. Onların hepsi ortadan kalkmazsa, tüm bu hastalıklı geçmişi bırakıp şimdide yaşayan, mükemmellik fikrine sahip olmayan, ideali olmayan, -meli, -malı olmayan, emirler olmayan tamamıyla yeni bir tanesine başlamazsa insanın sonu gelmiş demektir.</p>
<div class="shr-publisher-545"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><div class='shareaholic-like-buttonset' style='float:none;height:30px;'><a class='shareaholic-fblike' data-shr_layout='button_count' data-shr_showfaces='false' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fuc-kuantum-sicrayisi%2F' data-shr_title='%C3%9C%C3%A7+Kuantum+S%C4%B1%C3%A7ray%C4%B1%C5%9F%C4%B1'></a><a class='shareaholic-fbsend' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fuc-kuantum-sicrayisi%2F'></a><a class='shareaholic-googleplusone' data-shr_size='medium' data-shr_count='true' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fuc-kuantum-sicrayisi%2F' data-shr_title='%C3%9C%C3%A7+Kuantum+S%C4%B1%C3%A7ray%C4%B1%C5%9F%C4%B1'></a><a class='shareaholic-tweetbutton' data-shr_count='none' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fuc-kuantum-sicrayisi%2F' data-shr_title='%C3%9C%C3%A7+Kuantum+S%C4%B1%C3%A7ray%C4%B1%C5%9F%C4%B1'></a></div><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oshoturk.vuraltuna.com/2010/12/27/uc-kuantum-sicrayisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Provokatör Mistik : Kendi Kendini Atamış Bir Bhagwan</title>
		<link>http://oshoturk.vuraltuna.com/2010/12/27/provokator-mistik-kendi-kendini-atamis-bir-bhagwan/</link>
		<comments>http://oshoturk.vuraltuna.com/2010/12/27/provokator-mistik-kendi-kendini-atamis-bir-bhagwan/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2010 12:49:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Vural Tuna</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oshoturk.net/?p=541</guid>
		<description><![CDATA[Bana karşı yazılar yazan tenkitçiler hep benim &#8220;kendi kendini atamış&#8221; bir bhagwan olduğumu belirtmişlerdir. Ve ben hep merak ettim, başka biri tarafından atanmış başka birini tanıyorlar mı &#8211; Rama, Krişna, Buda, Muhammed? Eğer Rama, bhagwan olarak bir başkası tarafından atanmışsa, o zaman kesinlikle atayan yetke daha yüksek olur &#8211; ve atanabiliyorsan, görevden alınabilirsin de! Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p style="text-align: center;"><a href="http://oshoturk.vuraltuna.com/wp-content/uploads/2010/12/Jejee_again_by_sweetdreamsss.jpg.scaled1000.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-542" title="Provokatör Mistik : Kendi Kendini Atamış Bir Bhagwan" src="http://oshoturk.vuraltuna.com/wp-content/uploads/2010/12/Jejee_again_by_sweetdreamsss.jpg.scaled1000.jpg" alt="" width="608" height="810" /></a></p>
<p>Bana karşı yazılar yazan tenkitçiler hep benim &#8220;kendi kendini atamış&#8221; bir bhagwan olduğumu belirtmişlerdir. Ve ben hep merak ettim, başka biri tarafından atanmış başka birini tanıyorlar mı &#8211; Rama, Krişna, Buda, Muhammed? Eğer Rama, bhagwan olarak bir başkası tarafından atanmışsa, o zaman kesinlikle atayan yetke daha yüksek olur &#8211; ve atanabiliyorsan, görevden alınabilirsin de!<br />
Bu kesinlikle aptalca. Temel olarak fikri anlamamışlar: Bhagwan bir deneyim durumudur -atanmakla, seçilmekle, bir ünvanla ya da derece ile hiç ilgisi yoktur. Bu bhagwatta, tanrısallık deneyimidir, varoluşun tamamının tanrısallıkla dolu olduğu, tanrısallıktan başka bir şey olmadığı bir deneyimdir.</p>
<p>Tanrı yoktur ama her çiçekte, her ağaçta, her taşta ancak tanrısallık denebilecek bir şey vardır. Ama sen bunu ancak kendi içinde gördüğün zaman görebilirsin; aksi halde dili anlamazsın.</p>
<p>BEN BİR AÇIDAN ÇOK TUHAFIM çünkü BENİ sınıflayamazsın. Üç sınıf vardır -teist, ateist, agnostik. Dördüncü bir sınıf yoktur -ve ben dördüncü, isimsiz sınıfa aidim. Baktım, aradım. Tanrı&#8217;yı bulamadım, doğru ama çok daha önemli bir şey buldum: Tanrısallık.<br />
Ben ateist değilim, teist değilim, agnostik değilim. Benim konumum kesinlikçe açık.</p>
<p>Tanrı yoksa, neden halkım bana bhagwan diyor?<br />
Bu sorun biraz karmaşık. Bhagwan sözcüğünün kökenine inmek gerekiyor. Bu çok tuhaf bir sözcük. Hindu yazmalarında, bhagwan neredeyse Tanrı ile aynı anlamda. Neredeyse diyorum çünkü İngilizce&#8217;de yalnızca tek bir sözcük var, Tanrı. Sanskritçe&#8217;de, Hinduizm&#8217;de, üç sözcük var: Biri Bhagwan, ikincisi iswar, üçüncüsü paramatma. Hindular bu üç sözcüğü üç farklı sebepten kullanıyorlar.</p>
<p>Paramatma &#8220;en üstün ruh&#8221; anlamına gelir; param &#8220;en üstün&#8221;, atma ise &#8220;ruh&#8221; demektir; paramatma &#8220;en üstün ruh&#8221; demektir. Yani hakikatten anlayanlar Tanrı için paramatma sözcüğünü kullanırlar.<br />
İkinci sözcük iswar&#8217;dır. Bu güzel bir sözcüktür. Iswar &#8220;en zengin&#8221; anlamına gelir; sözcük anlamı ile, her şeye sahip olan, her şey olan. Kuşkusuz bu doğrudur. Tanrısallığı yaşadığın an her şeye, değeri olan her şeye sahipsindir. Hiçbir şeyin olmayabilir, fark etmez ama yaşamda önemli olan her şeye sahipsindir.</p>
<p>Ve üçüncüsü bhagwan&#8217;dır. Bgahwan sözcüğü başka bir dilde anlaşılması, açıklanması zor bir sözcüktür. Hindu yazmalarında&#8230; Şunu hatırla, çünkü bhagwan Hindistan&#8217;da iki tür topluluk tarafından kullanılır:</p>
<p>İlki Hindular, ikincisi Jainalar ve Budistler. Jainalar ve Budistler Tanrı&#8217;ya inanmaz, yine de bhagwan sözcüğünü kullanır. Budistler Buda&#8217;ya bhagwan der -Bhagwan Gautama Buda. Ve Jainalar da Tanrı&#8217;ya inanmaz ama Mahavira&#8217;ya Bhagwan Vardhman Mahavira derler. Yani anlamları tamamen farklıdır.</p>
<p>Hindular&#8217;ın ayağı yere basar. Şaşıracak, hatta şok geçireceksin ama Hinduizm&#8217;de bhagwan sözcüğünün kökü bhag sözcüğüdür -bhag &#8220;vajina&#8221; anlamına gelir. Hayal bile edemezdin! Ve bhagwan, &#8220;yaratmak için evrenin vajinasını kullanan&#8221; anlamına gelir &#8211; yaratıcı. Hindular dişi vajinasına ve erkek penis simgesine, yani şivalinga&#8217;ya tapınır. Şivalinga&#8217;yı görmüşsen, çıkan mermer erkek cinsel organının simgesidir ve vajinanın içinde durmaktadır. Altında, eğer bakmışsan, mermer bir vajina vardır ve ondan çıkmaktadır. Hindular ona simgesel olarak tapınırlar ve onların düşünce sistemine göre anlamlıdır, her yaratım eril ile dişilin, yin ile yangın bir araya gelmesi ile ortaya çıkar. Böylece &#8220;yaratıcı&#8221; için bhagwan sözcüğünü kullanırlar. Ama sözcüğün kökeni çok tuhaftır.</p>
<p>Budistler ve Jainalar Tanrı&#8217;ya inanmaz, dünyayı herhangi birinin yarattığına inanmaz ama onlar da bhagwan sözcüğünü kullanırlar. Onların sözcük için farklı bir kökü vardır. Jaina ve Budistlere göre, bhag sözcüğü &#8220;talih&#8221; demektir ve bhagwan &#8220;talihli, kutsanmış&#8221; anlamına gelir; kaderine ulaşmış, olgunlaşmış olan.</p>
<p>Bu yüzden otuz dört yıl önce konuşmaya başladığım zaman insanlar bunu kullanmaya başladı&#8230; çünkü Hindistan&#8217;da, bir adama saygı duyuyorsan ismini kullanmazsın; bunun saygısızca olduğuna inanılır. Bu yüzden ben konuşmaya ve insanlar bana karşı bir şeyler hissetmeye başladığı zaman, kendiliklerinden bana &#8220;açarya&#8221; demeye başladılar. Açarya &#8220;usta&#8221; demektir ama yalnızca usta değil, daha fazlası. Aslında yalnızca yaşadığını söyleyen, eylemleri ve düşünceleri tamamen ahenk içinde olan adam demektir. Böylece yirmi yıl boyunca insanlar bana &#8220;açarya&#8221; dedi. Bu insanların kabul ayinlerini yapmaya başlamamdan önceydi.</p>
<p>Yıllarca insanlar bana sannyas&#8217;a benim tarafımdan kabul edilmek istediklerini söylediler ve onlara şöyle dedim, &#8220;Durun. Bırakın benim doğru hissettiğim zaman gelsin&#8221; O gün geldi. Himalayaların derinliklerinde, Kulu-Manali&#8217;de bir meditasyon kampı kurmuştum &#8211; dünyanın en güzel yerlerinden biridir. Tanrıların Vadisi denir, o kadar güzel, o kadar başka dünyalara özgüdür. Kulu-Manali&#8217;ye girer girmez bir başka dünyaya girdiğini hissetmeye başlarsın. Kampın son günü geldi, &#8220;Artık zamanı geldi&#8221; Ve bildirdim, &#8220;Kim kabul ayinine katılmak isterse, ben hazırım&#8221; Yirmi bir kişi hemen ayağa kalktı. Sannyas&#8217;a girdiler. Sonra bana nasıl hitap edecekleri onlar için sorun oldu. Başka herkes bana açarya diyordu; bu artık onlar için yeterli değildi. Onlar için çok daha önemli, çok daha dikkate değer, çok daha yakın olmuştum. Benim benliğime çok yaklaşmışlardı ve bana bhagwan demeye karar verdiler.</p>
<p>Bana sordular. Dedim ki, &#8220;Çok iyi çünkü bu benim için çok anlamlı bir sözcük: Kutsanmış&#8221;Benim için Tanrı anlamına gelmiyor, yaratıcı anlamına gelmiyor, yalnızca kutsanmış anlamına geliyor &#8211; evde olan, gelmiş olan; bulmuş, kendisi ile karşı karşıya gelmiş olan. O zaman kutsamalardan başka bir şey yoktur ve kutsamalar üzerine yağar durur. Gece gündüz, kutsamalar yağar. Bu yüzden unutma, bhagwan&#8217;ın Tanrı ile ilgisi yoktur. Kesinlikle tanrısallık ile ilgisi vardır çünkü geliş budur: Eve geliş. seni kutsanmış yapan budur.</p>
<p>BHAGWAN KARŞILAŞTIRMA İÇİN KULLANABİLECEĞİN bir sözcük değildir. Tanrı&#8217;dan daha tanrısal olamazsın; Tanrı&#8217;dan daha tanrı olamazsın. Bu sözcük karşılaştırma için kullanılmaz. Ve herhangi bir başarmışlığa da işaret etmez; yalnızca doğanı ifade eder. Tanrı olduğun için değil; Tanrı&#8217;sındır, onu fark etmeniz yeterlidir.</p>
<p>Bu herhangi bir yeteneğe işaret etmez. Büyük bir şair olan biri, büyük bir görücü, büyük bir vizyoner olan bir başkası vardır -Biri büyük bir ressamdır, bir başkası büyük bir müzisyendir, bir başkası büyük bir dansçıdır -bunların hepsi yetenektir. Herkes büyük dansçı olamaz; hepiniz birden Nijinsky olamazsınız. Ve herkes büyük ressam olamaz; hepiniz birden van Gogh olamazsınız. Ve hepiniz birden büyük şairler olamazsınız; hepiniz birden Tagore, Pablo Neruda olamazsınız.Ama hepiniz bhagwan&#8217;sınız. Bu bir başarmışlık göstermez; yalnızca senin evrenselliğini, doğanı gösterir. Sen zaten Tanrısın.</p>
<p>İnsanlar bana bhagwan demeyi teklif ettiklerinde, bu terime bayıldım. Dedim ki, &#8220;Bu olur. En azından birkaç sene için olur; sonra bırakabiliriz&#8221;</p>
<p>Bunu özel bir amaç için seçtim ve bana iyi hizmet etti çünkü bana bilgi almak için gelenler gelmeyi bıraktı. Onlar için çok fazlaydı, egoları için çok fazlaydı. Kendine bhagwan diyen biri ha? Bu egoyu incitir. Gelmeyi bıraktılar. Bana bilgi almak için geliyorlardı. Artık işlevimi tamamen değiştirdim. Farklı bir düzeyde, farklı bir boyutta çalışmaya başladım. Artık sana bilgi değil benlik veriyorum. Bir açarya idim ve onlar öğrenciydi; öğreniyorlardı. Artık öğretmen değilim ve sen öğrenci olarak burada değilsin.</p>
<p>Öğrenci olarak buradaysan, eninde sonunda gitmek zorunda kalacaksın çünkü yanlış yerde olduğunu anlayacaksın; buraya uyum sağlayamayacaksın. Ancak bir müritsen bana uyum sağlayabilirsin. Çünkü artık fazladan bir şey daha veriyorum. Bilgi için buradaysan, eninde sonunda göreceksin -başka bir yere gitmelisin.</p>
<p>Ben benlik vermek üzere buradayım. Ben seni uyanık kılmak için buradayım. Ben sana bilgi vermeyeceğim, sana biliş vereceğim -ve bu tamamen farklı bir boyuttur. Kendime bhagwan demem simgeseldir- artık çalışmalarımın farklı bir boyuta girdiğini gösterir. Ve büyük faydası olmuştur. Onca yanlış insan otomatik olarak yok oldu ve tamamen farklı nitelikte insanlar gelmeye başladı.</p>
<p>Çok işe yaradı, çok iyi oldu. Yalnızca bilgilerini bir kenara bırakmaya hazır olanlar kaldı, diğerleri kaçtı. Çevremde boşluk yarattılar. Aksi halde çok kalabalık ediyorlardı ve hakiki arayıcıların bana yaklaşması zor oluyordu. Kalabalıklar yok oldu. Bhagwan sözcüğü atom patlaması gibi işlev gösterdi. Onu seçtiğim için mutluyum.</p>
<p>Artık bana gelen insanlar tartışmaya eğilimli değil. Artık bana gelen insanlar büyük ruh maceracıları ve risk almaya hazırlar &#8211; her şeyi riske atmaya hazırlar.</p>
<p>Kendime bhagwan demem bir araç oldu. Eninde sonunda, büyüdüğün ve asıl konuyu anladığın zaman, buradaki varlığın farklı bir titreşim türü yarattığı zaman, kendime bhagwan demekten vazgeçeceğim. O zaman gereği kalmayacak. O zaman tüm atmosfer tanrısallık ile kalp gibi atıyor olacak. O zaman gelen insanların üzerine yağacak. Yüreklerine işleyecek. Bana hiçbir şey demeye gerek olmayacak -bileceksin. Ama başlangıçta gerekli ve bunun çok yardımı oldu.</p>
<p>Bu konuda son bir şey: Ben bir filozof değilim. Beni hep bir şair olarak hatırla. Benim yaşama yaklaşımım şiirselliktir, romanstır. Romantiktir, yaratıcıdır. Hepinizin tanrı ve tanrıça olmanızı istiyorum. Gerçek benliğini açığa çıkarmanı istiyorum. Kendime Tanrı demek bir meydan okumadır. İnce bir meydan okumadır. Onunla başa çıkmanın tek yolu vardır. Birinde, dersin ki, &#8220;Bu adam Tanrı değil, defolun gidin -</p>
<p>burada ne yapıyorsun? Bu adam Tanrı değilse, o zaman neden zamanını harcıyorsun?&#8221; Gidersin ya da bu adamın Tanrı olduğunu kabul edersin ve o zaman benimle birlikte olmaya başlarsın ve kendi tanrısallığın çiçek açmaya başlar.</p>
<p>Bir gün sen de bir tanrı, bir tanrıça olacaksın. Beni Tanrı kabul etmek aslında, içinde, senin de tanrı olabileceğin olasılığını kabul etmektir, o kadar. Bu adamın bir tanrı olabileceğini kabullenmek içinde derin uykuda olan bir şeyi harekete geçirir. O zaman olduğunuz gibi kalamazsın; bir şey yapılmalıdır. Bir şeyin dönüştürülmesi, bir şeyin bilinmesi gereklidir&#8230;</p>
<p>Benimle gelmeye karar verirsen, gittikçe daha uyanık olacaksın. Ve ne kadar uyanık olursan, o kadar beni anlayacak, o kadar ne olduğunu, ruhumda ne olup bittiğini anlayacaksın. Bu oluşa, bu dansa, bu şarkıya gittikçe daha fazla katılacaksın.</p>
<p>Ve yavaş yavaş göreceksin &#8211; usta gelmektedir. Ve dışarıdan değil, en içteki nüveden gelmekte, derinliklerinden yükselmektedir. Ben içe baktım ve onu orada buldum. Benim mesajım basit &#8211; içimde tanrıyı buldum. Benim tüm çabam seni içine bakmaya ikna etmek içindir. Tek sorun, tepelerdeki gözlemci olmaktır. Bir tanık olmak -tetikte, dikkatli- o zaman tatmin olursun.</p>
<p>BU ARADA, YALNIZCA MEYDAN OKUMAK İÇİN KENDİME Bhagwan diyorum -Hıristiyanlara, Müslümanlara, Hindulara meydan okumak için. Onlar beni kınadılar ama hiçbiri kınamalarını açıklayacak kadar cesur olamadı. Uzak kaynaklardan bana makaleler, mektuplar gönderildi. &#8220;Neden kendine bhagwan diyorsun?&#8221; diye soruyorlardı. Ve ben güldüm çünkü neden Ram kendine bhagwan der? Bir kurul tarafından mı atanmıştır? Ve bir kurul tarafından atanan bhagwan pek de bhagwan olmayacaktır çünkü kurulun bhagwanlardan oluşması gerekir. Buna ne hakları var?</p>
<p>Krişna insanlar tarafından mı bhagwan seçilmiştir? Bu bir seçim meselesi midir? O insanları kim atamıştır? Hiçbir Hindu yanıt vermez. Krişna gibi bir adam farklı insanlardan on altı bin kadın çalmıştır -anneler, evli ve bekâr kadınlar- ama hiçbir Hindu böyle bir karaktere sahip bir adama bhagwan denilmesine itiraz etmez. Kendi tanrılarına Kalki, at, bhagwan bile diyebilirler. Tuhaf insanlar! Ve bana neden kendime bhagwan dediğimi soruyorlar. Sözcüğe hiç saygım yok. Aslında, onu kınıyorum. Hiç güzel bir sözcük değil -sözcüğü dönüştürmek için kendi yöntemimle çaba gösterdim ama aptal Hindular izin vermiyor. Ona yeni bir isim, yeni bir anlam, yeni bir önem vermeye çalıştım. Kendi icadım olduğu halde, onun kutsanmış, kutsanmış bir benliğe sahip adam demek olduğunu söyledim.</p>
<p>Bhagwan sözcüğü çirkin bir sözcük. Ama Hindular bunun farkında bile değil. Çok özel bir şey olduğunu sanıyorlar. Kök anlamı -bhag kadın cinsel organları anlamına gelir. Ve wan erkek cinsel organları anlamına gelir. Bhagwan sözcüğünün anlamı simgesel olarak, dişil varoluş enerjisi içinde, eril şovenistik enerjisi ile yaratımı getiren demektir.</p>
<p>Sözcükten nefret ediyorum! Bir Hindu salağının öne çıkmasını bekliyordum ama onun çok şerefli bir şey olduğunu, kendime bhagwan demeye hakkım olmadığını düşünüyorlar. Bugün şunu söylüyorum, &#8220;Evet ama dünyayı eleştirmek için her hakkım var&#8221; Kimse beni engelleyemez. Bir daha bhagwan diye hitap edilmek istemiyorum.</p>
<p>Bu kadar yeter!</p>
<p>Şaka bitti!</p>
<div class="shr-publisher-541"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><div class='shareaholic-like-buttonset' style='float:none;height:30px;'><a class='shareaholic-fblike' data-shr_layout='button_count' data-shr_showfaces='false' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fprovokator-mistik-kendi-kendini-atamis-bir-bhagwan%2F' data-shr_title='Provokat%C3%B6r+Mistik+%3A+Kendi+Kendini+Atam%C4%B1%C5%9F+Bir+Bhagwan'></a><a class='shareaholic-fbsend' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fprovokator-mistik-kendi-kendini-atamis-bir-bhagwan%2F'></a><a class='shareaholic-googleplusone' data-shr_size='medium' data-shr_count='true' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fprovokator-mistik-kendi-kendini-atamis-bir-bhagwan%2F' data-shr_title='Provokat%C3%B6r+Mistik+%3A+Kendi+Kendini+Atam%C4%B1%C5%9F+Bir+Bhagwan'></a><a class='shareaholic-tweetbutton' data-shr_count='none' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fprovokator-mistik-kendi-kendini-atamis-bir-bhagwan%2F' data-shr_title='Provokat%C3%B6r+Mistik+%3A+Kendi+Kendini+Atam%C4%B1%C5%9F+Bir+Bhagwan'></a></div><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oshoturk.vuraltuna.com/2010/12/27/provokator-mistik-kendi-kendini-atamis-bir-bhagwan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zihin, Duyular ve Hakikat</title>
		<link>http://oshoturk.vuraltuna.com/2010/12/27/sair-konular-zihin-duyular-ve-hakikat/</link>
		<comments>http://oshoturk.vuraltuna.com/2010/12/27/sair-konular-zihin-duyular-ve-hakikat/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2010 12:28:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Vural Tuna</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oshoturk.net/?p=537</guid>
		<description><![CDATA[Zihin, bağımlılığın kaynağı olabileceği gibi, özgürlüğün kaynağı da olabilir. Zihin, bu dünyanın kapısı, bu dünyanın girişidir; ama çıkışı da olabilir. Zihin, seni cehenneme götürür; ama seni cennete de götürebilir. Demek ki, zihnin nasıl kullanıldığına bağlıdır. Zihnin doğru kullanımı meditasyon olur; zihnin yanlış kullanımı ise delilik. Zihin, herkesle her yerdedir. İçinde dolaylı olarak hem karanlık, hem [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p><a href="http://oshoturk.vuraltuna.com/wp-content/uploads/2010/12/9584_by_Young1and1Hopeless.jpg.scaled1000.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-538" title="Sair Konular : Zihin, Duyular ve Hakikat" src="http://oshoturk.vuraltuna.com/wp-content/uploads/2010/12/9584_by_Young1and1Hopeless.jpg.scaled1000.jpg" alt="" width="600" height="800" /></a></p>
<p>Zihin, bağımlılığın kaynağı olabileceği gibi, özgürlüğün kaynağı da olabilir. Zihin, bu dünyanın kapısı, bu dünyanın girişidir; ama çıkışı da olabilir. Zihin, seni cehenneme götürür; ama seni cennete de götürebilir. Demek ki, zihnin nasıl kullanıldığına bağlıdır. Zihnin doğru kullanımı meditasyon olur; zihnin yanlış kullanımı ise delilik.<br />
Zihin, herkesle her yerdedir. İçinde dolaylı olarak hem karanlık, hem ışık olasılığı vardır. Zihnin kendisi ne düşmandır, ne dost. Onu bir dost da yapabilirsin, bir düşman da. Bu sana bağlıdır zihnin arkasına gizlenen sana. Zihnini aracın, kölen haline getirebilirsin, zihnin en üst noktaya ulaşmanı sağlayan geçiş olabilir. Sen zihninin kölesi olursan ve zihninin efendin olmasına izin verirsen, efendin olan bu zihin seni en üst kedere ve karanlığa götürür.</p>
<p>Bütün teknikler, bütün yöntemler, Yoga&#8217;nın tüm yolları derinden sadece tek bir problemle ilgilenir: Zihnin nasıl kullanılacağı. Doğru kullanıldığında, zihin sonunda &#8220;zihinsizlik&#8221; noktasına gelir. Yanlış kullanıldığında ise sadece bir kaos olduğu, birçok sesin birbirine düşman oldukları bir noktaya varır -çelişkili, karışık, deli.</p>
<p>Tımarhanedeki deli ve Bodhi ağacının altındaki Buda -her ikisi de zihinlerini kullanmışlardır; her ikisi de zihinden geçmişlerdir. Buda, zihnin yok olup gittiği bir noktaya gelmiştir. Doğru kullanıldığında, zihin yok olup gittiği bir noktaya gelir. Doğru kullanıldığında, yok olup gitmeye devam eder ve tamamen yok olduğu bir an gelir.</p>
<p>Deli de zihnini kullanmıştır. Yanlış kullanıldığında, zihin bölünür; yanlış kullanıldığında birçok zihin olur; yanlış kullanıldığında kalabalıklaşır. Sonuç olarak zihin burada olur, ama sen kesinlikle yoksundur.</p>
<p>Buda&#8217;nın zihni yok olup gitmiştir, ama Buda bütünlük içinde hâlâ vardır. Delinin zihni bir bütün olmuştur ve kendisi tamamen yok olup gitmiştir.</p>
<p>Buda da zihnini kullanır, onun zihni bacakları gibidir. İnsanlar bana gelip, &#8220;Aydınlanmış birinin zihnine ne oluyor? Sadece ortadan mı kayboluyor? Onu kullanamıyor mu?&#8221; diye soruyorlar.</p>
<p>Bir efendi olarak yok olup gidiyor, ama bir köle olarak kalıyor. Pasif bir araç olarak kalıyor. Bir Buda onu kullanmak istiyorsa kullanır. Buda seninle konuştuğunda, ona ihtiyaç duyacaktır, çünkü zihin olmadan konuşmak mümkün değildir. Zihnin kullanılması zorunludur. Buda&#8217;ya gittiğinde, seni fark etmesi, daha önce de olduğunu fark etmesi için zihnini kullanmak zorundadır. Zihin olmadan farkındalık olmaz; zihin olmadan anı olmaz. Ama unutma ki, o zihni kullanıyor, aradaki fark bu: Sen zihnin tarafından kullanılıyorsun. Onu ne zaman kullanmak istiyorsa, kullanıyor. Ne zaman kullanmak istemiyorsa, kullanmıyor.</p>
<p>Zihin, pasif bir araçtır; üzerinde hiçbir etkisi yoktur.</p>
<p>Böylece Buda bir ayna olarak kalır. Aynanın önüne geçtiğinde, ayna senin görüntünü yansıtır. İlerlediğinde, yansıma gider; ayna boştur. Sen bir ayna gibi değilsin. Birini görürsün, adam gider, ama düşünceler devam eder, yansıma devam eder. Onun hakkında düşünmeye devam edersin. Ve durmak istesen bile zihnin seni dinlemez.</p>
<p>Zihne egemen olmaktır Yoga. Ve Patanjali &#8220;zihnin durması&#8221; dediğinde, bunun anlamı, &#8220;bir efendi olarak durmak&#8221;tır. Zihin, bir efendi olarak durur. O anda aktif değildir. Pasif bir araçtır. Sen emredersin, o çalışır; sen emir vermezsin, sessiz kalır. Sadece bekler. Kendini belli edemez. Bildiri gücü gitmiştir; şiddeti gitmiştir. Seni kontrol etmeye çalışmaz.</p>
<p>Meditasyon, iç dengeyi bulmaktır. İç dengeyi kazandığında ve hiçbir ürperme yoksa, gövde zihninin tamamı durmuştur, doğru bilginin merkezi çalışmaya başlar. Bu merkez aracılığıyla bilinen her şey doğrudur.</p>
<p>Nerede misin? Merkezde değilsin. Yanlış bilgi ve doğru bilgi merkezleri arasındasın. Bu nedenle kafan karışık. Bazen bir anlık bir görüntü gözüne ilişiyor. Doğru bilgi merkezine doğru eğiliyorsun; o anda bazı anlık görüntüler alıyorsun. Sapıklık merkezine doğru eğiliyorsan, sapıklık sana ulaşıyor. Ve her şey birbirine karışıyor; kaos içindesin.</p>
<p>Buda&#8217;ya binlerce soru sorulmuştur. Bir gün, adamın biri, &#8220;Yeni sorularla geliyoruz. Daha soruyu sorar sormaz, cevaplamaya başlıyorsun. Asla üzerinde düşünmüyorsun. Bu nasıl oluyor?&#8221; diye sormuş.</p>
<p>Buda&#8217;nın cevabı şöyledir: &#8220;Düşünme meselesi değil. Sen soruyu soruyorsun ve ben de ona sadece bakıyorum. Ve gerçek olan her şey ortaya çıkıyor. Hakkında düşünme ve kafa yorma meselesi değildir. Cevap, mantıklı bir sonuç olarak gelmiyor. Mesele sadece doğru merkeze odaklanmaktadır.&#8221;</p>
<p>Buda bir meşale gibidir. Nereye doğru hareket ediyorsa, orayı ortaya çıkarıyor. Soru ne olursa olsun, ana nokta o değildir. Buda ışığa sahiptir ve bu ışık ne zaman bir sorunun üzerine akarsa, cevap ortaya çıkacaktır. Cevap, bu ışıktan doğacaktır. Bu basit bir fenomen, bir ifşadır.</p>
<p>Doğru bilginin üç kaynağı vardır: doğrudan idrak, sonuç çıkarma ve bilinçlenenlerin sözleri.</p>
<p>Pratyaksha, doğrudan idrak, doğru bilginin ilk kaynağıdır. Doğrudan idrak, herhangi bir arabulucu, herhangi bir medyum, herhangi bir aracı olmadan yüz yüze bir karşılaşmadır. Bir şeyi doğrudan biliyorsan, bilen bilinenle anında karşı karşıya gelir. Bağlantılı olduğun hiç kimse, arada hiçbir köprü yok. Bu doğru bilgidir. Ama birçok problemi de beraberinde getirir.</p>
<p>Genelde pratyaksha, doğrudan idrak, çok yanlış bir şekilde tercüme edilmiş, yorumlanmış ve hakkında yanlış yorumlar yapılmıştır. &#8216;Pratyaksha&#8217; sözcüğü, &#8220;gözlerinin önünde&#8221; anlamına gelir. Ama gözlerin kendisi de bir arabulucudur; bilen onların arkasında saklıdır. Gözler aracıdır. Beni duyabiliyorsun, ama bu doğrudan değildir, bu yakın değildir. Beni duyuların, kulakların aracılığıyla duyarsın. Beni gözlerin aracılığıyla görürsün. Gözlerin sana yanlış bilgi verebilir, kulakların yanlış rapor verebilir. Hiç kimseye inanmamalısın; hiçbir arabulucuya inanmamalısın, çünkü arabulucuya güvenemezsin. Gözlerin hastaysa,</p>
<p>sana farklı bir bilgi vereceklerdir; gözlerin ilacın etkisi altındaysa sana farklı bir bilgi vereceklerdir; gözlerin anılarla doluysa sana farklı bilgi vereceklerdir.</p>
<p>Âşık olduğunda, başka birini görürsün. Âşık olmadığın takdirde, bunu asla göremezsin. Normal bir kadın, âşık olduğunda dünyanın en güzel kadını haline gelebilir. Gözlerin aşkla doluysa, sana bir başkasını gösterirler. Ve aynı kişi, gözlerin nefretle doluysa, dünyanın en korkunç insanı gibi görünebilir. Gözlerin güvenilir değildir.</p>
<p>Kulakların aracılığıyla duyuyorsun. Kulaklar sadece birer araçtır; yanlış çalışabilirler. Söylenmemiş bir şeyi duyabilirler, söylenen bir şeyi kaçırabilirler. Duyular güvenilir değildir; sadece mekanik birer araçtırlar.</p>
<p>Öyleyse pratyaksha, doğrudan idrak nedir? Doğrudan idrak, sadece bir arabulucunun, hatta duyuların bile olmadığı zaman mümkün olabilir. Patanjali, bu durumda bu doğru bilgidir, der. Doğru bilginin ilk temel kaynağı budur: Bir şeyi biliyorsan ve bu bilgi için başkasına bağımlı değilsen.</p>
<p>Duyuları ancak derin meditasyonla aşabilirsin. O zaman doğrudan idrak mümkün olabiliyor. Buda, en derin içsel varlığını tanımaya başladığında, o en derin içsel varlık pratyaksha, doğrudan idraktir. Hiçbir duyu dahil edilmez, hiç kimse bilgi vermez, aracı gibi hiç kimse yoktur. Bilen ve bilinen karşı karşıyadır; aralarında hiç kimse yoktur.</p>
<p>Yakınlık budur ve sadece yakınlık doğru olabilir.</p>
<p>Böylece ilk doğru bilgi, sadece kendi iç varlığımızın bilgisi olabilir. Dünyanın tamamını biliyor olabilirsin, ama kendi varlığının en içteki çekirdeğini bilmiyorsan, varlığın tamamı saçmadır, gerçek bilgi değildir; ilk temel doğru bilgi sana ulaşmadığı için doğru olamaz. Yapının tamamı yanlıştır. Birçok şey bilebilirsin&#8230; Kendini tanıyamadıysan, bilginin tamamı raporlara dayanır, duyularının verdiği raporlara. Ama duyularının doğru bilgi verdiğinden nasıl emin olabilirsin? Geceleri rüya görürsün. Rüya görürken, rüyanın gerçek olduğuna inanmaya başlarsın. Duyuların rüyayı bildirir -gözlerin onu görür, kulakların onu duyar, ona dokunabilirsin. Duyuların sana bunu bildirir, bu nedenle gerçek olduğu illüzyonuna kapılırsın. Sen buradasın&#8230; O sadece bir rüya olabilir. İyi ama seninle gerçekten konuştuğumdan nasıl emin olabilirsin? Belki de sadece bir rüyadır -sen beni rüyanda görüyorsundur. Rüyayı gördüğün sırada her rüya gerçektir.</p>
<p>Chuang Tzu, bir gün rüyasında bir kelebeğe dönüştüğünü görmüş. Ertesi sabah çok üzgünmüş. Müritleri sormuşlar, &#8220;Neden bu kadar üzgünsün?&#8221; diye.</p>
<p>Chuang Tzu, &#8220;Başım belada. Hiçbir zaman bu kadar belada olmamıştı. Bu bilmece imkânsız gibi görünüyor; çözülemez. Geçen gece rüyamda bir kelebeğe dönüştüğümü gördüm.&#8221; demiş.</p>
<p>Müritleri gülmüşler. &#8220;Bunda ne var? Bu bir sır değil ki. Rüya sadece bir rüyadır.&#8221; demişler. Chuang Tzu şöyle demiş: &#8220;Ama bak, benim başım dertte. Chuang Tzu, rüyasında bir kelebeğe dönüştüğünü görebiliyorsa, şimdi bir kelebek de rüyasında Chuang Tzu&#8217;ya dönüştüğünü görebilir. Öyleyse şu anda gerçekle karşı karşıya mı olduğuma, yoksa yine mi rüya gördüğüme nasıl karar vereceğim? Ve Chuang Tzu bir kelebeğe dönüşebiliyorsa, bir kelebek neden rüyasında bir Chuang Tzu&#8217;ya dönüşmesin ki?&#8221;</p>
<p>İmkânsız diye bir şey yoktur; tersi de olabilir. Duyularına güvenemezsin. Rüyalarında seni aldatırlar. LSD ya da buna benzer bir uyuşturucu aldığında, duyuların seni aldatmaya başlar. Orada olmayan şeyler görmeye başlarsın. Seni o kadar aldatabilirler ki, bazı şeylere kendini tehlikeye atacak kadar inanabilirsin.</p>
<p>Duyulara güvenilmez. Öyleyse doğrudan idrak nedir? Doğrudan idrak, duyular olmadan bilinen bir şeydir. Böylece ilk doğru bilgi ancak içsel varlığımızın bilgisi olabilir, çünkü ancak orada duyulara ihtiyaç duyulmayacaktır. Diğer her yerde duyulara ihtiyaç olacaktır. Beni görmek istediğinde, gözlerin aracılığıyla görmek zorundasın; ama kendini görmek istiyorsan, gözlerine ihtiyacın yoktur. Kör bir insan bile kendini görebilir. Beni görmek istiyorsan, ışığa ihtiyacın olacaktır, ama kendini görmek istiyorsan, bunu karanlıkta da yapabilirsin, ışığa ihtiyaç duymazsın. En karanlık mağarada bile kendini görebilirsin. Hiçbir arabulucuya -ışığa, gözlere- ihtiyaç duymazsın. İçsel deneyim hemen yanındadır ve bu yakınında olan deneyim bütün doğru bilgilerin temelidir.</p>
<div class="shr-publisher-537"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><div class='shareaholic-like-buttonset' style='float:none;height:30px;'><a class='shareaholic-fblike' data-shr_layout='button_count' data-shr_showfaces='false' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fsair-konular-zihin-duyular-ve-hakikat%2F' data-shr_title='Zihin%2C+Duyular+ve+Hakikat'></a><a class='shareaholic-fbsend' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fsair-konular-zihin-duyular-ve-hakikat%2F'></a><a class='shareaholic-googleplusone' data-shr_size='medium' data-shr_count='true' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fsair-konular-zihin-duyular-ve-hakikat%2F' data-shr_title='Zihin%2C+Duyular+ve+Hakikat'></a><a class='shareaholic-tweetbutton' data-shr_count='none' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fsair-konular-zihin-duyular-ve-hakikat%2F' data-shr_title='Zihin%2C+Duyular+ve+Hakikat'></a></div><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oshoturk.vuraltuna.com/2010/12/27/sair-konular-zihin-duyular-ve-hakikat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Provokatör Mistik : Dini Bir Lider?</title>
		<link>http://oshoturk.vuraltuna.com/2010/12/27/provokator-mistik-dini-bir-lider/</link>
		<comments>http://oshoturk.vuraltuna.com/2010/12/27/provokator-mistik-dini-bir-lider/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2010 12:23:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Vural Tuna</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oshoturk.net/?p=533</guid>
		<description><![CDATA[Soru: Çevrenizde büyüyen şey gazeteler tarafından bir kült, bir mezhep olarak sunuldu. Gerçekten öyle mi? Değilse, ne olduğunu açıklayabilir misiniz? OSHO: Bu yalnızca bir hareket; ne bir kült, ne bir mezhep, ne bir din; bu bir meditasyon hareketi, içsel olanın bilimini yaratmak için bir çaba. Bu bir bilinçlilik bilimi. Nasıl bilim nesnel dünya içinse, bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p style="text-align: center;"><a href="http://oshoturk.vuraltuna.com/wp-content/uploads/2010/12/Sunday_morning_by_steelhearted.jpg.scaled1000.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-534" title="Provokatör Mistik : Dini Bir Lider?" src="http://oshoturk.vuraltuna.com/wp-content/uploads/2010/12/Sunday_morning_by_steelhearted.jpg.scaled1000.jpg" alt="" width="560" height="373" /></a></p>
<p>Soru: Çevrenizde büyüyen şey gazeteler tarafından bir kült, bir mezhep olarak sunuldu. Gerçekten öyle mi? Değilse, ne olduğunu açıklayabilir misiniz?</p>
<p>OSHO: Bu yalnızca bir hareket; ne bir kült, ne bir mezhep, ne bir din; bu bir meditasyon hareketi, içsel olanın bilimini yaratmak için bir çaba. Bu bir bilinçlilik bilimi. Nasıl bilim nesnel dünya içinse, bu hareket öznel dünyanın bilimini hazırlamaktadır.</p>
<p>Bilim adamı her şeyi inceler, biz ise bilim adamını.</p>
<p>Aksi halde o hesaba katılmamış olur! Kendisi hariç her şeyi öğrenmiş olur. Ve bu, Albert Einstein&#8217;ın bütün dünyada yalnızca on iki kişinin anlayabileceği kadar fizik bilmesi ama kendisi hakkında hiçbir şey bilmemesi gerçekten ayıp olur. Bu çok çirkin bir durum.</p>
<p>Bu yüzden benim çalışmam bir din değil, bir dindarlık yaratma hareketidir. Ben dindarlığı bir nitelik olarak alıyorum -bir organizasyonda üyelik değil, insanın benliği hakkında içsel bir deneyim. Bir röportajdan Private National Network, İtalya</p>
<p>KESİNLİKLE BEYNİN YIKANMIŞ. Ben kuru temizleme makinesi kullanıyorum. Ben eski moda değilim. Ve doğal olarak sen bağımlısın. Kim olmaz ki? Bağımlılık her zaman kötü değildir. Güzelliğe, şiire, drama, heykele bağımlıysan, kimse sana bağımlılıktan vazgeçmenizi söylemez. Bağımlılık ancak seni bilinçsiz kılıyorsa bırakılmalıdır. Alkoliklere bağımlılıktan vazgeçmeleri söylenir ama burada benim öğretim bilinçlilik üzerinedir -ona daha, daha fazla bağımlı ol. Ve beyninin yıkanmış olmasında yanlış olan nedir? Onu her gün yıka, temiz tut. Hamam böceklerinden hoşlanır mısın? Ben insanların beynini yıkarken hamamböcekleri bulurum. Hamam böcekleri çok özel hayvanlardır. Bilimsel olarak anlaşılmıştır ki, insanın bulunduğu her yerde hamam böcekleri bulunur ve hamam böceklerinin bulunduğu her yerde de insan bulunur. Onlar hep birliktedir, en eski yoldaşlarımız onlardır.</p>
<p>Beyninde ne var? Bu yüzden onu yıkamak kesinlikle doğrudur. Ama insanlar ona çok yanlış bir anlam vermiştir; onlar yanlış insanlardır. Hıristiyanlar, Hıristiyanların beynini yıkayanlardan korkarlar çünkü o zaman Hıristiyan olmayacaklardır. Hindular korkarlar çünkü o zaman o insanlar Hindu olmayacaktır. Müslümanlar korkar, komünistler korkar. Herkes beyin yıkanmasından korkar.</p>
<p>Ben kesinlikle ona taraftarım.</p>
<p>Eski bir deyiş vardı: &#8220;Temizlik Tanrı&#8217;dan gelir&#8221; Artık Tanrı yok, bu yüzden geriye yalnızca temizlik kaldı. Temizlik Tanrı&#8217;dır.</p>
<p>Ve ben beyin yıkamaktan da korkmuyorum çünkü ben zihnine hamam böceği yerleştirmiyorum. Ben sana temiz bir zihin deneyimi yaşama fırsatı veriyorum ve bir kez temiz zihni anlayınca, bir daha asla kimsenin beynine çöp ve pislik doldurmasına izin vermeyeceksin. Onlar suçludurlar.</p>
<p>Beyin yıkama suç değildir -onu kim kirletmiştir? Başka insanların zihnini kirletmek suçtur ama dünyanın her yerinde tüm dinler, tüm siyasi önderler zihnini tuvalet olarak kullanmaktadırlar. Bu çirkin adamlar beyin yıkamayı küçük düşürmüştür; aksi halde beyin yıkamak kesinlikle iyidir.</p>
<p>Ben bir beyin yıkayıcıyım.</p>
<p>Ve bana gelenler beyin yıkayan, zihinlerini her tür hamamböceğinden temizleyen bir adama geldiklerini açıkça bilmelidirler. Hindu, Müslüman, Hıristiyan; hepsi bana, onlar hamam böcekleri yerleştirip durdukları ve ben insanların zihinlerini temizlediğim için bana karşıdır.Bu yalnızca zamanın dinsel çamaşır günüdür.</p>
<p>BENİM ÇABAM ZİHNİNDEKİ HER TÜR GELENEĞİ, tutuculuğu, batıl inancı uzaklaştırmaktır, ki bir zihinsizlik durumu, nihai sessizlik durumu, düşüncenin bile hareket etmediği -bilinçlilik gölünde tek bir dalganın bile olmadığı bir durum edinesin.</p>
<p>Ve her şeyi senin yapman gerekir. Ben, &#8220;Beni izle, ben kurtarıcıyım. seni kurtaracağım&#8221; demiyorum. Bütün bunlar saçmalık. Seni kendin dışında kimse kurtaramaz. Ve manevi bağımsızlık, bağımsızlık adı verilebilecek tek bağımsızlıktır. Tüm diğer bağımsızlıklar -politik, ekonomik -yalnızca şöyle böyledir, yüzeyseldir. Gerçek ve hakiki bağımsızlık senin içsel büyümen için kimseye bağımlı olmamandır.</p>
<p>Bana gelenler gittikçe daha fazla bağımsız, gittikçe daha fazla kendileri olmuştur. İşte bu yüzden beni severler. Ben onları bir kalabalık yapmıyorum, onları mutlak bireyler yapıyorum. Onlara uygulanacak ideolojiler, düzenler bile vermiyorum -ben yalnızca kendi deneyimlerimi paylaşıyorum. Onlar bu deneyimlerden kendi düzenlerini bulmak zorunda.</p>
<p>Bu bir usta-müritlik değil, yoldaşlık. Bu usta ile potansiyel ustaların yoldaşlığı.</p>
<div class="shr-publisher-533"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><div class='shareaholic-like-buttonset' style='float:none;height:30px;'><a class='shareaholic-fblike' data-shr_layout='button_count' data-shr_showfaces='false' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fprovokator-mistik-dini-bir-lider%2F' data-shr_title='Provokat%C3%B6r+Mistik+%3A+Dini+Bir+Lider%3F'></a><a class='shareaholic-fbsend' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fprovokator-mistik-dini-bir-lider%2F'></a><a class='shareaholic-googleplusone' data-shr_size='medium' data-shr_count='true' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fprovokator-mistik-dini-bir-lider%2F' data-shr_title='Provokat%C3%B6r+Mistik+%3A+Dini+Bir+Lider%3F'></a><a class='shareaholic-tweetbutton' data-shr_count='none' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fprovokator-mistik-dini-bir-lider%2F' data-shr_title='Provokat%C3%B6r+Mistik+%3A+Dini+Bir+Lider%3F'></a></div><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oshoturk.vuraltuna.com/2010/12/27/provokator-mistik-dini-bir-lider/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sezgi : İç Rehberini Bul</title>
		<link>http://oshoturk.vuraltuna.com/2010/12/27/sezgi-ic-rehberini-bul/</link>
		<comments>http://oshoturk.vuraltuna.com/2010/12/27/sezgi-ic-rehberini-bul/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2010 12:14:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Vural Tuna</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oshoturk.net/?p=530</guid>
		<description><![CDATA[İçinde bir rehber var. Ama onu kullanmıyorsun. Onu o kadar uzun zamandır, o kadar çok hayattır kullanmıyorsun ki, içinde bir rehber olduğunun farkında bile olmayabilirsin. Castaneda&#8217;nın bir kitabını okuyordum. Ustası Don Juan ondan çok güzel bir deney yapmasını istiyor. Bu, en eski deneylerden biridir. Karanlık bir gecede, hiçbir ışığın olmadığı engebeli ve tehlikeli bir yolda, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p><a href="http://oshoturk.vuraltuna.com/wp-content/uploads/2010/12/3683085a093f8c63a93b3d7bc293ec6a.jpg.scaled1000.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-531" title="Sezgi : İç Rehberini Bul" src="http://oshoturk.vuraltuna.com/wp-content/uploads/2010/12/3683085a093f8c63a93b3d7bc293ec6a.jpg.scaled1000.jpg" alt="" width="600" height="800" /></a></p>
<p>İçinde bir rehber var. Ama onu kullanmıyorsun. Onu o kadar uzun zamandır, o kadar çok hayattır kullanmıyorsun ki, içinde bir rehber olduğunun farkında bile olmayabilirsin.<br />
Castaneda&#8217;nın bir kitabını okuyordum. Ustası Don Juan ondan çok güzel bir deney yapmasını istiyor. Bu, en eski deneylerden biridir. Karanlık bir gecede, hiçbir ışığın olmadığı engebeli ve tehlikeli bir yolda, Castaneda&#8217;nın ustası, &#8220;İçindeki rehbere inan ve koşmaya başla.&#8221; dedi. Bu tehlikeliydi. Engebeli yolu tanımıyordu. Her tarafta ağaçlar, çalılar, uçurumlar vardı. Castaneda herhangi bir yere düşebilirdi. Gündüz vakti bile orada dikkatli yürümek zorundaydı. Ve geceleyin karanlık yüzünden hiçbir şey görünmüyordu. Hiçbir şey göremiyordu ve ustası, &#8220;Yürüme, koş!&#8221; dedi.</p>
<p>Castaneda buna inanamadı. Bu intihar etmek gibi bir şeydi. O korktu. Ama ustası koştu. Vahşi bir hayvan gibi koştu ve sonra koşarak döndü. Castaneda bunu nasıl yaptığını anlayamamıştı. Sadece karanlıkta koşmakla kalmıyor, her defasında Castaneda&#8217;yı sanki görüyormuş gibi buluyordu. Zamanla Castaneda cesaretini topladı. Eğer bu yaşlı adam bunu yapabiliyorsa, o neden yapamasın? Denedi ve bir süre sonra bir iç ışığı hissetti. Sonra koşmaya başladı.</p>
<p>Sen ancak düşünmeyi bıraktığında varsın. Düşünmeyi bıraktığın an, içteki belirir. Eğer düşünmezsen her şey yolundadır. Sanki bir iç rehber devreye girer. Mantığın seni yanlış yönlendirmiştir. En büyük yanlış ise, bu. Kendi iç rehberine güvenemiyorsun.</p>
<p>Önce mantığını ikna etmen gerekiyor. İç rehberin, &#8220;Haydi!&#8221; dese bile, mantığını ikna etmen gerekiyor. Ve o sırada fırsatları kaçırıyorsun. Çünkü bunlar anlardır. Onları ya kullanırsın ya da kaçırırsın. Akıl zaman alır. Ve sen düşünürken, artıları eksileri hesaplarken, o anı kaçırırsın. Hayat senin için beklemez. İnsanın anlık yaşaması gerekiyor. Zen&#8217;de ifade edildiği gibi, gerçek bir savaşçı olman gerekiyor.</p>
<p>Çünkü elinde kılıçla savaş alanında savaşırken, düşünemezsin. Düşünmeden hareket etmelisin.</p>
<p>Zen ustaları, kılıcı bir meditasyon tekniği olarak kullandı. Ve Japonya&#8217;da söylendiğine göre, eğer iki Zen ustası kılıçlarla karşı karşıya gelirse, bir sonuca varamazmış. Hiçbiri yenilmez ya da kazanamaz.</p>
<p>Çünkü ikisi de düşünmüyor. Kılıçlar kendi ellerinde değil, iç rehberlerinin ellerindedir. Düşünmeyen iç rehber. Ve biri hamle yapmadan önce, rehber bilir ve savunmasını yapar. Bunu düşünemezsin, çünkü vakit yoktur. Karşındaki kalbini hedef almıştır. Bir an içinde kılıç kalbine saplanacaktır. Ne yapacağını düşünecek vakit yoktur. Onun içinde &#8220;kalbe sapla&#8221; düşüncesi oluştuğu zaman, aynı anda senin içinde savunma hamlesi düşüncesi oluşmalıdır. Aynı anda; hiçbir boşluk olmadan. Ancak o zaman savunabilirsin. Aksi halde ölürsün.</p>
<p>O yüzden meditasyon olarak kılıç kullanmayı öğretirler. &#8220;İç rehberini serbest bırak. Düşünme. Bırak iç varlık ne gerekiyorsa yapsın. Zihninle ona karışma.&#8221; derler. Bu çok zordur, çünkü zihnimizle eğitilmişizdir. Okullarımız, kolejlerimiz, üniversitelerimiz, bütün kültürümüz, bütün medeniyet çizgimiz, kafamızı eğitir. İç rehberimizle teması kaybetmişizdir. Herkesin doğuştan bir iç rehberi vardır.</p>
<p>Ancak onun işlemesine izin verilmiyor. Sanki felç geçirmiş gibi. Ama o, tekrar sağlığına kavuşabilir.</p>
<p>Beyninle düşünme. Gerçekten. Hiç düşünme. Sadece hareket et. Bazı durumlarda dene. Zor olacaktır. Çünkü hemen düşünmeye alışmış olacaksın. Tetikte olman gerekir. Düşünceye değil, zihnine içerden gelen duygu için tetikte olmalısın. Bazen kafan karışabilir. Çünkü iç rehberinden mi, yoksa zihninin yüzeyinden mi geldiğini anlayamayacaksın. Ama bir süre sonra o duyguyu bilecek, farkı hissedeceksin.</p>
<p>İçten bir şey geldiği zaman, göbeğinden yukarı doğru gelir. Göbeğinden yukarı akan sıcaklığı hissedersin. Zihnin düşündüğü zaman, o sadece yüzeyde, yani kafadadır. Sonra aşağı iner. Eğer zihnin bir şeye karar verirse, onu aşağı doğru zorlaman gerekir. Eğer iç rehberin karar verirse, içinde bir şey köpürür. Varlığının derin çekirdeğinden zihne doğru yükselir. Onu zihin alır, ancak zihinden değildir. Daha öteden gelir. O yüzden zihin ondan korkar. Muhakeme için, o güvenilmezdir. Çünkü içten gelir. Hiçbir mantık ya da ispat taşımaz. Birden zihinde kabarır.</p>
<p>Bazı durumlarda dene. Örneğin, ormanda yolunu kaybettin. Dene. Düşünme. Gözlerini kapatıp otur. Düşüncelerden arın. Çünkü işe yaramaz. Nasıl düşüneceksin? Bilmiyorsun. Ama düşünce öyle bir alışkanlık olmuştur ki, hiçbir sonuca ulaşmasan bile düşünmeye devam edersin. Düşünce, sadece bilinen şeyleri düşünebilir. Bir ormanda kayboldun. Bir haritan yok. Yol soracak kimse yok. Ne düşünebilirsin? Ama hâlâ düşünüyorsun. O düşünce, bir düşünce değil, sadece endişe olacaktır. Ve sen ne kadar endişelenirsen, iç rehberin o kadar zorlanır.</p>
<p>Endişelenme. Bir ağacın altında otur ve bütün düşüncelerin dinmesine izin ver. Bekle. Düşünme. Sorunu abartma. Sadece bekle. Düşünmeme haline ulaştığını hissettiğin an, ayağa kalkıp yürü. Bedenin nereye doğru yönelirse, gitmesine izin ver. Sadece tanık ol. Karışma. Kaybolmuş yol kolayca bulunur. Ancak bunun tek şartı var. Zihninin karışmasına izin verme.</p>
<p>Bu, birçok kere bilmeden olmuştur. Büyük bilim adamları, ne zaman bir keşif yapılsa, bunun zihin tarafından değil, iç rehber tarafından yapıldığını söyler.</p>
<p>Zihnin tükendiği ve daha fazlasını yapamadığı zaman artık pes eder. O pes etme anında içindeki rehber işaretler, deliller ve anahtarlar sunar. İnsan hücresinin iç yapısını ortaya koyarak Nobel Ödülü kazanan kişi bunu rüyasında gördü. İnsan hücresinin yapısını, çekirdeğini, rüyasında gördü. Ve sonra, sabah kalkıp resmini yaptı. Kendisi bile bunun doğru olabileceğine inanmadı. O yüzden üzerinde yıllarca çalıştı. Yıllarca çalıştıktan sonra rüyasının doğru olduğuna kanaat getirdi.</p>
<p>Madam Curie ise bu iç rehber sürecini yaşadıktan sonra tekrar denemeye karar verdi. Çözmesi gereken bir soru olduğu zaman, &#8220;Neden çabalayıp uğraşayım, uyumam yeter,&#8221; dedi. Güzel uyudu, ama bir çözüm yoktu. O yüzden şaşırdı. Birçok kere denedi. Bir sorun olduğu zaman, anında gidip yatıyordu. Ancak hiçbir çözüm çıkmıyordu. Önce aklın tamamen sınanması gerekir. Ancak ondan sonra çözüm kabarabilir. Başın tamamen tükenmesi gerekiyor. Aksi halde, rüya görürken bile işlemeye devam ediyor.</p>
<p>O yüzden bilim adamları, bütün büyük keşiflerin, akılla değil, sezgiyle yapıldığını söyler. İç rehberle bu kastedilir.</p>
<p>Başını kaybet ve bu iç rehberine atla. O oradadır. Eski yazıtlar, ustanın ya da gurunun, dış gurunun, sadece iç guruyu bulmada yardımcı olabileceğini yazar. Hepsi bu. Dış guru, iç gurunu bulmaya yardım ettikten sonra, artık dış gurunun bir işlevi kalmaz.</p>
<p>Bir usta aracılığıyla gerçeğe ulaşamazsın. Bir usta aracılığıyla ancak iç guruna ulaşabilirsin. Ancak ondan sonra bu iç guru seni gerçeğe götürebilir. Dış usta sadece bir temsilci, bir yedektir. Onun bir iç rehberi vardır ve senin iç rehberini de hissedebilir. Çünkü onlar aynı dalga boyunda varolurlar. Aynı boyutta, aynı dalga boyundadırlar. Eğer kendi iç rehberini bulursan, sana bakıp, senin iç rehberini hissedebilirim. Ve eğer ben, sana gerçekten rehberlik edeceksem, benim rehberliğim seni kendi iç rehberine götürmek olacaktır. Sen iç rehberinle temasa girdiğin zaman, artık bana ihtiyaç yoktur. Artık tek başına hareket edebilirsin. Yani bir gurunun yapabileceği tek şey, seni kafandan göbeğine, muhakemenden sezgi gücüne, tartışmacı zihninden, güvenilir rehberine itmektir. Bu sadece insanlar için geçerli değildir. Aynı şey hayvanlar, kuşlar, ağaçlar, her şey için geçerlidir. Bu iç rehber vardır. Ve gizemli birçok yeni olgu daha keşfedilmiştir.</p>
<p>Birçok örnek vardır. Örneğin, anne balık yumurtladıktan hemen sonra ölür. Sonra baba, yumurtaları döller ve ölür. Yumurta, annesiz ve babasız kalır ve olgunlaşır. Yeni bir balık doğar. Bu balık, anne, baba ve ebeveynlik hakkında hiçbir şey bilmez. Nereden geldiğini bile bilmez. Ama bu balık, denizin belirli bir bölgesinde yaşar. Ve yavru balık, anne ve babasının yumurtlamak için yola çıktıkları bölgeye gider.</p>
<p>Kaynağa ulaşır. Bu tekrar tekrar yaşanmaktadır. Ve o balık yumurtlama zamanı geldiğinde aynı sahile gelecek, yumurtlayıp ölecektir. Yani, ebeveynlerle yavruları arasında hiçbir iletişim yok. Ama yavrular, bir şekilde nereye gitmeleri gerektiğini, nasıl gideceklerini bir şekilde bilir. Ve asla yanılmaz. Onları yanlış yönlendiremezsin. Bu konuda deneyler yapıldı, ama başarılı olmadı. Onlar kaynağa ulaşacak. Bir iç rehber devrededir.</p>
<p>Sovyetler Birliğinde, kediler, fareler ve birçok küçük hayvanla çeşitli deneyler yapıldı. Bir anne kedi, yavrularından ayrıldı ve yavrular bir denizaltıyla denizin derinliklerine indirildi. Anne kedi, yavrularına ne olduğunu bilemeyecek durumdaydı. Kediye kalp ve beyin etkinliğini ölçen her türlü cihazı taktılar. Ve sonra denizaltıda yavrulardan biri öldürüldü. Anne bunu anında hissetti. Nabzı hızlandı.</p>
<p>Endişeli ve gergin oldu. Nabzı, yavrusu öldürülür öldürülmez hızlanmıştı. Bilimsel cihazlar çok derin bir acı hissettiğini belgeledi. Bir süre sonra, her şey normale dönünce, bir yavru daha öldürüldü. Yine aynı değişiklikler görüldü. Üçüncü yavruyla da aynı şey yaşandı. Her defasında yaşandı. Hem de aynı anda. Hiçbir zaman dilimi olmadan. Ne oluyordu?</p>
<p>Bilim adamları, anne kedinin iç rehberi olduğunu söylüyor. Bu iç duygu merkezi, nerede olursa olsun çocuklarına bağlı. Anında telepatik ilişkiyi hissediyordu. İnsan anneler bu kadar hissetmez. Bu çok şaşırtıcı. Aslında tam aksi geçerli olmalı. İnsan anne, evrimde daha gelişkin olduğu için, daha çok şey hissetmeli ama hissetmez. Çünkü kafa her şeyi denetimine almıştır ve iç merkezler felç olmuş durumdadır.</p>
<p>Ne zaman bir ikileme düşsen ve bir çıkış yolu bulamazsan, düşünme. Sadece derin bir düşünmeme halinde bulun ve iç rehberinin sana yol göstermesine izin ver. En başta korkacak, güven duymayacaksın. Ama bir süre sonra, her zaman doğru sonuca ulaşınca, her zaman doğru kapıyı açınca, cesaretini toplayacak ve güvenmeye başlayacaksın.</p>
<p>Bilgelik kalpten gelir. Akılla ilgisi yoktur. Bilgelik, varlığının en derin noktasından çıkar. Kafaya ait değildir.</p>
<p>Kafanı kes. Kafasız ol ve varlığın yolundan git. Seni tehlikeye yöneltse bile, tehlikeye gir. Çünkü sen ve gelişmen için gerekli yol budur. Onu izle. Güven ve birlikte hareket et.</p>
<div class="shr-publisher-530"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><div class='shareaholic-like-buttonset' style='float:none;height:30px;'><a class='shareaholic-fblike' data-shr_layout='button_count' data-shr_showfaces='false' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fsezgi-ic-rehberini-bul%2F' data-shr_title='Sezgi+%3A+%C4%B0%C3%A7+Rehberini+Bul'></a><a class='shareaholic-fbsend' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fsezgi-ic-rehberini-bul%2F'></a><a class='shareaholic-googleplusone' data-shr_size='medium' data-shr_count='true' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fsezgi-ic-rehberini-bul%2F' data-shr_title='Sezgi+%3A+%C4%B0%C3%A7+Rehberini+Bul'></a><a class='shareaholic-tweetbutton' data-shr_count='none' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fsezgi-ic-rehberini-bul%2F' data-shr_title='Sezgi+%3A+%C4%B0%C3%A7+Rehberini+Bul'></a></div><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oshoturk.vuraltuna.com/2010/12/27/sezgi-ic-rehberini-bul/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevgi : Çok Ender</title>
		<link>http://oshoturk.vuraltuna.com/2010/12/27/sevgi-cok-ender/</link>
		<comments>http://oshoturk.vuraltuna.com/2010/12/27/sevgi-cok-ender/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2010 11:59:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Vural Tuna</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oshoturk.net/?p=523</guid>
		<description><![CDATA[Buda&#8217;nın başına gelmiş bir öykü, güzel bir öykü vardır. Onu dikkatlice dinle çünkü kaçırabilirsin. Bir gün yemek vakti, Dünyayı Onurlandıran İnsan robunu giydi, tasını aldı ve yiyeceği için dilenmek üzere muhteşem Sravasti şehrine girdi. Kapı kapı dolaşıp dilendikten sonra kendi yerine döndü. Yemeğini yedikten sonra robunu ve tasını bir kenara koydu. Ayaklarını yıkadı, oturacağı yeri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p><a href="http://oshoturk.vuraltuna.com/wp-content/uploads/2010/12/ce6dd99c52f949025e0df0688e396aa5.jpg.scaled500.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-524" title="Sevgi : Çok Ender" src="http://oshoturk.vuraltuna.com/wp-content/uploads/2010/12/ce6dd99c52f949025e0df0688e396aa5.jpg.scaled500.jpg" alt="" width="500" height="700" /></a></p>
<p>Buda&#8217;nın başına gelmiş bir öykü, güzel bir öykü vardır. Onu dikkatlice dinle çünkü kaçırabilirsin.<br />
Bir gün yemek vakti, Dünyayı Onurlandıran İnsan robunu giydi, tasını aldı ve yiyeceği için dilenmek üzere muhteşem Sravasti şehrine girdi. Kapı kapı dolaşıp dilendikten sonra kendi yerine döndü. Yemeğini yedikten sonra robunu ve tasını bir kenara koydu. Ayaklarını yıkadı, oturacağı yeri ayarladı ve oturdu.</p>
<p>Yavaşça git, sanki film yavaş çekim oynuyormuş gibi, bu bir Buda filmi, ve Buda filmleri çok yavaş hareket eder. Yeniden onu tekrar edeyim&#8230; Bir gün yemek vakti, Dünyayı Onurlandıran Kişi robunu giydi, tasını aldı ve yiyeceği için dilenmek üzere muhteşem Sravasti şehrine girdi. Kapı kapı dolaşıp dilendikten sonra kendi yerine döndü. Yemeğini yedikten sonra robunu ve tasını bir kenara koydu. Ayaklarını yıkadı, oturacağı yeri ayarladı ve oturdu. Buda&#8217;yı tüm bunları yaparken sonra yerinde otururken gözünün önüne getir.</p>
<p>Bu, Buda&#8217;nın sıradan hayatını ve diğerleri ile benzer olan eylemlerini ve bunda özel olan hiçbir şey olmadığını gösterir. Ancak yine de orada ortak olmayan ama çok az kişinin bildiği bir şey vardır. Bu nedir? Sıradan olmayan, kendine has nitelik nedir? Çünkü Buda sıradan şeyler yapmaktadır. Ayaklarını yıkamak, oturma yerini ayarlamak, oturmak, robunu kenara koymak, tasını kenara kaldırmak, yatağa gitmek, geri gelmek. Herkesin yaptığı sıradan şeyler.</p>
<p>&#8230; onun huzurundaki Subhuti, yerinden kalktı, sağ omzunu açtı, sağ dizinin üzerinde eğildi, avuçlarını saygıyla birleştirdi ve Buda&#8217;ya &#8220;Bu çok nadir, Dünyayı Onurlandıran İnsan, bu çok nadir!&#8221; dedi. Şimdi, yüzeyde ender olan hiçbir şey yok gibi gelir. Buda geliyor, robunu kenara koyuyor, tasını kenara koyuyor, oturacağı yeri ayarlıyor, ayaklarını yıkıyor, yerine oturuyor; sıra dışı olan hiçbir şey yok gibi gelir. Ve şu adam Subhuti&#8230; Subhuti Buda&#8217;nın en anlayış sahibi müritlerinden birisi idi. Buda ile ilgili pek çok sayıda öykü Subhuti ile ilgilidir. Bu da o<br />
öykülerden birisidir, son derece nadirdir.</p>
<p>O zamanlar yaşlı olan, onun huzurundaki Subhuti, yerinden kalktı, sağ omzunu açtı, sağ dizinin üzerinde eğildi, avuçlarını saygıyla birleştirdi ve Buda&#8217;ya &#8220;Bu çok nadir, Dünyayı Onurlandıran İnsan, bu çok nadir!&#8221; dedi.</p>
<p>Asla önceden görülmemiş, çok eşsiz.</p>
<p>Tathagata&#8217;nın günlük etkinlikleri diğer adamlarınkilerle benzerdir ama farklı olan bir şey vardı ve onunla yüz yüze oturanlar bile görmemişti. O gün Subhuti ansızın bunu keşfetti ve &#8220;Çok ender! Çok ender!&#8221; dedi.</p>
<p>Heyhat! Tathagata müritleriyle otuz yıldır birlikteydi ve onlar hâlâ onun günlük hayattaki ortak eylemleri hakkında hiçbir şey bilmiyorlardı. Onlar bilmedikleri için bu eylemlere dikkat etmeden geçmelerine izin vermişlerdi. Onlar, onun diğerleriyle aynı olduğunu zannetmişlerdi ve sonuç olarak onun hakkında şüphe duymuşlardı ve dediklerine inanmamışlardı. Subhuti net bir şekilde görmemiş olsaydı, Buda&#8217;yı hiç kimse gerçekten tanımamış olacaktı.</p>
<p>Aynı şeyi kutsal metinler de söyler. Bir Subhuti olmamış olsaydı, içerde ne olup bittiğini hiç kimse görmemiş olacaktı. İçerde ne oluyordu? Buda ev sahibi olarak kalır. Tek bir anlığına dahi sonsuzluğunu, zamansızlığını yitirmez. Buda meditasyon halinde kalır. Tek bir anlığına dahi hua t&#8217;ou&#8217;sunu kaybetmez. Buda kendi samadhi&#8217;sinin içinde kalır; ayaklarını yıkarken bile öylesine dikkatli, o kadar farkında, o kadar bilinçli bir şekilde yıkıyordur ki. &#8220;Bu ayaklar ben değilim&#8221; diye gayet iyi bilerek. &#8220;Bu tas ben değilim&#8221; diye gayet iyi bilerek. &#8220;Bu elbise ben değilim&#8221; diye gayet iyi bilerek. &#8220;Bu açlık ben değilim&#8221; diye gayet iyi bilerek. &#8220;Etrafımdaki hiçbir şey değilim. Ben sadece bir tanığım, her şeyin izleyicisiyim&#8221; diye gayet iyi bilerek.</p>
<p>Buda&#8217;nın zarafeti bu nedenledir, Buda&#8217;nın dünya dışı güzelliği bu nedenledir. O sakin kalır. Bu sakinlik meditasyondur. O ev sahibinin daha farkında olarak, misafirin daha farkında olarak, misafirle özdeşleşmeyerek, kendini misafirden ayırarak elde edilir. Düşünceler gelir ve gider, duygular gelir ve gider, hayaller gelir ve gider, ruh halleri gelir ve gider, iklimler değişir. Sen değişen hiçbir şey değilsin.</p>
<p>Değişmeden kalan bir şey var mıdır? O sensin. Ve o Tanrısallıktır. Ve onu bilmek ve o olmak ve onun içinde olmak samadhi&#8217;ye erişmektir. Yöntem meditasyondur. Yöntem meditasyon, dhyana misafirle olan özdeşleşmeyi yok edecek tekniktir. Ve samadhi ev sahibinin içinde eriyip gitmektir, misafirin içinde baki kalmak, orada merkezlenmektir.</p>
<p>Her gece kişi uyurken bir budayı kucaklar,<br />
Her sabah kişi onunla birlikte yeniden uyanır.<br />
Kalkıp otururken, birbirinizi izleyin ve takip edin.<br />
Konuşurken yahut konuşmazken ikiniz de aynı yerdesiniz.<br />
Onlar tek bir anlığına dahi ayrılmazlar,<br />
Onlar beden ve onun gölgesi gibidirler.<br />
Buda&#8217;nın nerede olduğunu bilmek istersen,<br />
Senin kendi sesinin içindedir o.</p>
<p>&#8220;Her gece kişi uyurken bir budayı kucaklar&#8221; bir Zen deyişidir. Buda her zaman mevcuttur, Buda-olmayan da her zaman mevcuttur. Sende Nirvana ve dünya buluşur, sende madde ve madde olmayan birleşir, sende beden ve ruh birleşir. Sende varoluşun tüm gizemleri birleşir; sen bir birleşme yerisin, sen bir kavşaksın. Bir yanda tüm dünya, diğer taraftaysa manevi dünyaya ait her şey. Sen ikisi arasında bir köprüden ibaretsin. Şimdi, bu sadece neye önem verdiğinle ilgilidir. Şayet kendini dünyada yoğunlaştırırsan, dünyada kalırsın. Şayet odağını değiştirirsen, şayet odağını değiştirip, bilincine yoğunlaşırsan sen bir tanrısın. Sanki arabadaki bir vitesi değiştiriyormuşsun gibi, sadece küçük bir değişiklik; o kadar.</p>
<p>Her gece kişi uyurken bir budayı kucaklar, her sabah kişi onunla birlikte yeniden uyanır. O her zaman oradadır çünkü bilinç her zaman her yerdedir; o tek bir an bile kaybolmaz. Kalkıp otururken, birbirinizi izleyin ve takip edin. Ev sahibi ve misafir, her ikisi de oradadır. Misafir değişmeye devam edip durur ama biri yahut öteki muhakkak her zaman oteldedir. Sen misafirle özdeşleşmez hale gelmediğin sürece, o asla boş değildir. O zaman bir boşluk ortaya çıkar. O zaman senin otelinin boş olduğu zamanlar olur; ev sahibi rahatça, hiçbir konuk tarafından rahatsız edilmeden oturuyor. Trafik durur, insanlar gelmez. Bu anlar mutlak saadet anlarıdır, bu anlar muhteşem kutsanma anlarıdır.</p>
<p>Konuşurken yahut konuşmazken ikiniz de aynı yerdesiniz. Sen konuşurken, aynı anda sende sessiz olan bir şey de vardır. İhtiras duyarken, ihtirasın ötesinde de bir şeyler vardır. Sen arzularken, hiç arzu duymayan birisi de vardır. Onu izle ve onu bulacaksın. Evet, çok yakınsın ve yine de çok farklısın. Onunla buluşursun ve yine de buluşmazsın. Yağ ve su gibi buluşursun; ayrılık yerinde durur. Ev sahibi misafire çok yakınlaşır. Bazen el ele tutuşurlar ve birbirlerine sarılırılar ama yine de ev sahibi ev sahibidir ve konuk da konuktur. Konuk gelecek ve gidecek olan kişidir; konuk değişmeye devam edecektir. Ve ev sahibi ise gitmeyen, baki kalan kişidir.</p>
<p>Onlar tek bir anlığına dahi ayrılmazlar, onlar beden ve onun gölgesi gibidirler. Buda&#8217;nın nerede olduğunu bilmek istersen, senin kendi sesinin içindedir o. Budayı kendi dışında bir yerde aramaktan vazgeç. O senin içinde oturuyor; o senin içinde ev sahibi olarak oturmaktadır.</p>
<p>Şimdi, bu ev sahibi haline nasıl gelmeli? Kadim bir teknik hakkında konuşmak isterim; bu tekniğin büyük faydası olacaktır. Bu bilinemeyen ev sahibine ulaşmak için, varlığının en yüksek gizemine erişebilmek için yöntem; Buda&#8217;nın önermiş olduğu en basit yöntemlerinden birisi şudur: Kendini olası tüm ilişkilerden mahrum bırak ve kim olduğunu gör. Hiçbir anne babanın çocuğu olmadığını, kimseye eş olmadığını, çocuklarına anne baba olmadığını, hiçbir akrabanla kan bağın olmadığını, tanıdıklarının arkadaşı, ülkenin bir vatandaşı olmadığını vs. düşün; o zaman kendi içindeki seni yakalarsın.</p>
<p>Sadece bağlantıyı kopart. Günde bir kez, bir zaman için sessizce otur ve kendini tüm bağlantılardan kopart. Nasıl telefonun bağlantısını kesiyorsan kendini tüm bağlantılardan ayır. Artık oğlunun babası olduğunu düşünme; bağlantıyı kopart. Artık oğlunun babası değilsin ve babanın oğlu da değilsin. Bir karı ya da koca olduğun düşüncesini de kopart; artık birisinin karısı değilsin, birisinin kocası değilsin. Artık bir patron değilsin, artık bir hizmetçi değilsin. Sen artık siyah değilsin, artık beyaz değilsin. Sen artık Hintli, Çinli, Alman değilsin. Artık genç değilsin, yaşlı değilsin. Kopart, kopartmaya devam et. Bin bir tane bağlantı vardır; sadece tüm bağlantıları koparmaya devam et. Tüm bağlantıları kopardığında o zaman birden kendine &#8220;Ben kimim?&#8221; diye sor. Ve hiçbir cevap gelmez. Çünkü sen senden sonra gelebilecek tüm cevaplarla olan tüm bağlantını zaten kopartmışsındır.</p>
<p>&#8220;Ben kimim?&#8221; ve cevap gelir. &#8220;Ben bir doktorum.&#8221; Ama sen tüm hastalarla bağlantını kopartmışsındır. Bir cevap gelir, &#8220;Ben bir profesörüm&#8221; ama sen tüm öğrencilerinle bağlantını kopartmışsındır. Yine bir cevap gelir, &#8220;Ben Çinliyim&#8221; ama sen onunla bağlantını kopartmışsındır. Ve bir cevap gelir, &#8220;Ben bir erkeğim&#8221; ya da &#8220;Ben bir kadınım&#8221; ama onunla bağını koparmışsındır. Bir cevap gelir, &#8220;Ben yaşlı bir kişiyim&#8221; ama onunla bağını kopartmışsındır.</p>
<p>Her şeyi kopart. O zaman sen kendinin içindesindir. O zaman ilk kez ev sahibi tek başınadır ve misafir yoktur. Bazen tek başına, misafirler olmadan kalmak çok iyidir. Çünkü o zaman sen kendi ev sahipliğine daha yakından, daha dikkatlice bakabilirsin. Konuk karmaşa yaratır, misafirler gürültü yapar ve onlar gelir ve senin ilgi göstermeni bekler.</p>
<p>&#8220;Şunu yap ve sıcak su gerekiyor ve kahvaltı nerede kaldı? Ve yatağım nerede? Ve yatakta böcekler var!&#8221; derler. Ve konuklar binlerce şey getirir. Ve ev sahibi misafirlerin arkasından koşturmaya başlar: &#8220;Evet, elbette bu insanlara bakmak zorundasın!&#8221;</p>
<p>Bütünüyle kendini ayırdığında hiç kimse seni rahatsız etmez; hiç kimse seni rahatsız edemez. Ansızın sen tüm tek başınalığınla oradasın; ve bu tek başınalığın saflığı, tek başınalığın bozulmamış saflığı. Sen bakir bir ülke gibisin, hiç kimsenin seyahat etmemiş olduğu bakir bir Himalaya zirvesi.</p>
<p>Bağlantılarından koptuğunda sen kendi içindeki kendine gelirsin. Şimdi kendine sor: Şu &#8220;Kendi içindeki kendin&#8221; nedir? Bu soruyu asla yanıtlayamazsın; o yanıtlanamazdır. Çünkü o bilinen tüm lişkilerden koparılmıştır. Bu şekilde kişi bilinmez olanın içine yuvarlanır; bu meditasyonun içine girmektir. Onun içine yerleştiğinde, tamamen yerleştiğinde o aydınlanma haline gelir.</p>
<div class="shr-publisher-523"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><div class='shareaholic-like-buttonset' style='float:none;height:30px;'><a class='shareaholic-fblike' data-shr_layout='button_count' data-shr_showfaces='false' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fsevgi-cok-ender%2F' data-shr_title='Sevgi+%3A+%C3%87ok+Ender'></a><a class='shareaholic-fbsend' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fsevgi-cok-ender%2F'></a><a class='shareaholic-googleplusone' data-shr_size='medium' data-shr_count='true' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fsevgi-cok-ender%2F' data-shr_title='Sevgi+%3A+%C3%87ok+Ender'></a><a class='shareaholic-tweetbutton' data-shr_count='none' data-shr_href='http%3A%2F%2Foshoturk.vuraltuna.com%2F2010%2F12%2F27%2Fsevgi-cok-ender%2F' data-shr_title='Sevgi+%3A+%C3%87ok+Ender'></a></div><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oshoturk.vuraltuna.com/2010/12/27/sevgi-cok-ender/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

